2 Nisan 2015 Perşembe

Makyaj Hakkında Öğrendiğim 5 Şey



Günaydın! Benim için makyaj; içinde yüzmeyi öğrenmeyi senelere yaydığım, deneye yanıla kendime en çok yakışanı nihayet bulabildiğim bir okyanus. Diyorum ki, annemin karnından smokey eyes yaparak doğmadım. Hoş, hala farımı düzgün dağıtabildiğim söylenemez ama birkaç sene önceki fotoğraflarıma baktığımda makyaj anlamında epey yol katettiğimi görebiliyorum. Eminim bu sizin için de geçerli ve hepimiz bu bol alışverişli, denemeli ve pratikli süreçte birçok yanlış yapıyor ve tecrübelerimiz sonunda doğruları buluyoruz. Ben de bugün bu yazımda, yıllar süren makyaj maceramda edindiğim 5 önemli dersi paylaşacağım. Dediğim gibi, bu bir okyanus ve hepimiz sürekli öğreniyoruz. 

1) Makyaj esnasında yüzümüze maskara bulaşırsa, silmek için kurumasını beklemeliyiz. Bunu öğrenmem için, özene bözene boyadığım yüzüme maskara bulaştırıp, 'aman kurumadan hemen sileyim' diyerek yüzümü defalarca kömür karasına çevirmem gerekiyormuş. Neyse, geç olsun güç olmasın.

2) Dünyanın en iyi fırçası parmaklarımızdır. Evet. Bazı fondotenler ve kapatıcılar hiçbir fırçayla yüzüme istediğim şekilde yayılmıyor. Tam bu aşamada parmaklar devreye giriyor. Yapısı sebebiyle fırçayla uygulanamayan likit ve krem ürünler, parmakların ısısıyla eriyip incelerek yüze pürüzsüz bir biçimde yayılıyorlar.

3) Göz altı kapatıcısı çizgilere dolar. Bunu önlemenin yolu, uygular uygulamaz transparan bir pudrayla sabitlemektir. Bunu son 1 senedir yapıyorum. Tam formülü şurada yazdım. 

4) Pudrayla sabitlediğiniz kapatıcıyı, gün içinde tazelemeyin. Pudranın üzerine tekrardan likit/krem bir ürün uygulamak, göz çevrenizdeki tüm kırışıklık ve kusurları ön plana çıkarır. İlla tazeleme gerekiyorsa, nemli bitişli bir kapatıcıdan çok az bir miktarda tampon hareketlerle uygulanabilir. Hatta pudra formüllü hiçbir ürün üzerine krem ürün uygulamamak gerekir. Pudra fondotenin üzerine krem allık uygulamak gibi. 

5) Bloglarda gördüğünüz her ürünü satın almayın. Makyaj videolarında gördüğünüz her adımı uygulamayın. Gözlerimiz kamera gibi. Bizi güzelleştirebilecek her şeyin fotoğrafını çekip hafızaya atıyoruz. Bir videoda vloggerın uyguladığı fondoteni, zihnimizin bir köşesinde kendimize uyguladığımızı hayal ediyoruz. Merak ediyoruz ve satın alıyoruz. Ne yazık ki herkesin ten rengi, cilt tipi, ihtiyacı ve en önemlisi beklentileri farklı olduğundan bu alışverişler hayal kırıklığı ile de sonuçlanabiliyor. Hem gereksiz para harcamamak, hem de ihtiyacınız olmayan ürünlerle dolu, balon bir koleksiyona sahip olmamak adına cilt tipi ve zevk anlamında uyuştuğunuz birkaç blogger bulun. Gerçekten çok ilginizi çeken ve ihtiyacınız olan bir ürün varsa da, öncesinde mutlaka deneyin ya da tester isteyin. Ufak bir kaba birkaç kullanımlık fondoten istemekten çekinmeyin. Diğer bir önemli nokta ise her gördüğünüz adımı uygulamak zorunda olmamanız. Çoğu vlogger kaşlarını dolduruyor diye siz de doldurmak zorunda değilsiniz. Belki sizin kaşlarınızın buna ihtiyacı yoktur. Ya da Pro Longwear furyasına kapılıp, aslında örtecek morluğunuz olmamasına rağmen ağır bir kapatıcı almış olmayın, daha hafif bir ürün tercih edin.

Bu çıkarımların sonu gelmez çünkü her gün okuyarak, izleyerek, sürerek, silerek öğreniyoruz. Ben aklıma gelen ilk 5 maddeyi paylaştım. Sizinkileri de duymak isterim. Mutlu haftasonları! <3



1 Nisan 2015 Çarşamba

Son Zamanların Favorileri #2



Günaydın! Domuz gribi sebebiyle blog yazılarıma kısa süreliğine istem dışı ara vermek durumunda kalmıştım ama şimdi kendimi çok daha iyi hissediyorum (hastalığın 6. günü bitti) ve bugün, son dönemdeki favori ürünlerimle karşınızdayım. Bir süredir farketmeden sürekli memnun kalmadığım ürünleri yazmışım. Bu sebepten araya bir 'favoriler' yazısı sıkıştırayım dedim. Hemen başlıyorum.

Cilt bakımında temel taşları yerine oturttuğumu düşünüyorum. Bu sebepten, bu kategoride çok fazla yeni ürün deneme ihtiyacı hissetmiyorum. Hatta firma gönderilerini bile eliyorum, her geleni yüzüme sürmüyorum. Hatırlarsanız en son Clinique'in gönderdiği seti incelemiştim. İşte bu ürün, yani Clinique Dramatically Different Moisturizing Lotion (*) da o setten çıkmıştı. Normalde, cildimi seneler önce kurudan karmaya çeviren Missha Near Skin serisinin nemlendiricisini kullansam da, son zamanlarda cildimi eskisi kadar kuru hissetmediğim günlerde elim direkt bu sarı şişeye gidiyor. 

Kuru-karma cilt için ideal bir nemlendirici. Kurumaya meyilli yanaklarımı nemlendirirken, gün içinde yağlanan T bölgemde yağ kontrolü sağlıyor. Makyaj altına da kullanıyorum, çok memnunum. Detaylarını okumak için buraya tıklamanız yeterli.




Bu favoriler yazımda fondotene ve makyaj bazına yer vermedim çünkü geçen yazın başından beri dönüp dolaşıp aynı ürünleri kullanıyorum. MAC Face & Body'i sevdiğimi de 80.000. kez duymak ve görmek istemezsiniz diye düşünerek direkt pudraya geçiyorum. Detaylarını şuradaki yazımda bulabileceğiniz Chanel Poudre Universelle Libre, aldığım günden beri göz altı ve ten makyajımı sabitlediğim tek pudra. Asla bitiremeyeceğim ama bitirebilirsem hiç düşünmeden gidip yeniden satın alacağım bir ürün.






Bronzer olarak son dönemde istisnasız Benefit Hoola'yı kullandım. Yaz gelene kadar pudra formüllü bronzerlar tercihim. Hoola da bence çoğu cilt rengine uyan, epey kalıcı ve mat bir bronzer. Şurada detaylı incelemesi mevcut.

Allık olarak da pembeden şaşmadım. The Balm Down Boy; mat, aşırı pigmentli, kalıcı ve özetle epey başarılı bir pembe. 




Kapatıcı olarak MAC Pro Longwear daimi favorim. Artık onu da yazılara eklemekten utanıyorum. O yüzden bu yazıya, Pro Longwear kullanmadığım zamanlarda elimin gittiği tek ürün olan L'oreal True Match kapatıcıyı ekliyorum. Bendeki rengi 01. Pembe/somon bir siliciyle sildiğim göz altlarımı, bu tarz sarı bir ürünle aydınlatmaya bayılıyorum. Detaylı yazısı burada.

Maskara olarak da uzun zamandır iki favorim var. Günlük kullanımda Gosh Amazing Length'n Build Waterproof maskarayı çok seviyorum. Kirpikleri ayırıp, gün içinde akma yapmıyor. Yazısı burada.

Daha dramatik bir kirpik görüntüsü için ise Chanel Le Volume'ü keyifle kullanıyorum. Son zamanlarda akşam dışarı çıkarken alt kirpiklerime de sürmeye başladım. Akma yapmayan ve epey hacim veren bir maskara. Detaylarını şurada bulabilirsiniz.






Günlük kullanımda far anlamında mat-naturellerden vazgeçemiyorum. Son dönemde şüphesiz en sık Soap&Glory What's Nude 4'lüsünü kullandım. Bu ürünü Dupdurushop hediye etmişti. Farlar çok tozutsa da, pigmentasyonları ortalamanın üstünde ve dağıtmak epey kolay. Ben tüm göz kapağıma vanilya rengini uygulayıp, yanındaki pembemsi kahve ile göz kapağıma derinlik veriyorum. Dupdurushop, Soap & Glory ürünlerini sipariş üzerine getiriyor diye biliyorum.




Geri kalan her şey burada. Öncelikle kaş kalemimle başlayayım. Yine Soap & Glory'den Archery(*) isimli bir kalem. Bendeki rengi Blonde Shell. Bunu da Dupdurushop göndermişti. Zaten denemek istediğim bir üründü. Anastasia Brow Wiz'in birebir aynısı olarak geçen bu ürün, neredeyse anaokulundan beri MAC Omega farla doldurduğum kaşlarımı tam istediğim biçimde doldurmama fırsat verdi. Daha ulaşılabilir bir kaş kalemi arıyorsanız, bence Flormar'ınkiler epey başarılı. Epey önce kaş doldurma hakkında bir yazı yazmıştım. Onun da linkini buraya bırakıp siyah göz kalemime geçiyorum.

Essence Long Lasting siyah göz kalemi, 3,5 Lira'lık komik bir fiyata sahip, asansörlü bir göz kalemi. Evet simsiyah değil ama 2-3 kat uygulandığında çok da güzel oluyor. Son dönemde göz içine bundan başka bir şey kullanmadım. AVON Supershock hala favorim ama o kadar kömür karası bir görünüm istemediğimde ama yine akmayan bir ürün aradığımda elim hep buna gidiyor.

Essence'in dudak kalemlerine olan hayranlığımı şurada dile getirmiştim. Son dönemde Cute Pink rengini ruj gibi tüm dudağıma kullanıyorum. Dudak kaleminde ne MAC, ne NARS, ne MARS. Essence'i tek geçiyorum.

Ruj olarak da MAC Faux'tan sonra elimin en sık gittiği Golden Rose Velvet Matte serisinin 2 numarası oldu. Ah, ne desem. Hem kalıcı, hem sürümü kolay, kurutmuyor, çizgilere dolmuyor ve uygun fiyatlı. Okumak isterseniz yazısı burada.

İşte böyle. Siz son dönemlerde hangi ürünleri severek kullandınız? Mutlu günler. :)

-Yazı boyunca (*) ile işaretlenen ürünler firma gönderisidir. Bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi şuradan alabilirsiniz.





26 Mart 2015 Perşembe

Memnun Kalmadığım Ürünler #4



NOT: Yazı boyunca göreceğiniz kırmızı (*) ile işaretlenmiş ürünler firma gönderisidir.


Günaydın! Bugün sizlere, son zamanlarda memnun kalmadığım ürünlerden bahsedeceğim. Hiç vakit kaybetmeden ten ürünlerinden başlıyorum.




The Body Shop Drops Of Youth Uyku Maskesi'yle (*) ilgili görüşlerimi şuradaki yazımda paylaşmıştım. Özetle; yüzümde bıraktığı o yapış yapış his ve uyguladığım günün ertesi sabahı yüzümde çıkarttığı sivilceler sebebiyle kendisini sevemedim. 

Clinique Clarifying Lotion 2 numaralı (kuru karma cilt için) toniği (*) ise yüzümü resmen mahvetti. Detaylı yazısı burada. Zaten votka gibi kokuyordu. Yüzüme sürdüğüm an suratım cayır cayır yandı. 

Bir de fotoğraflamayı unuttuğum Lancome Miracle Cushion fondoten (*) var ki, evlere şenlik. Yazısını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.




John Frieda'yı çok sık duyuyorum, görüyorum. Hazır saçlarım anlamsız bir şekilde daha da hacimsizleşmeye başlamışken, hacim verici şampuanına bir şans vereyim dedim. Saçlarımı bu şampuanla yıkadıktan sonra saçlarım cidden inanılmaz bir şekilde hacim kazandı ancak bu hacim yalnızca 2-3 saat sürdü. Sonrasında saçlarım eskisinden daha sönük oldu. Bir de üstüne, sanki birkaç saat önce yıkamamışım gibi yağlandı, kafama yapıştı. Ortalıkta Mennan gibi gezdim. Sevmedim seni. 6 kez kullandım ve tüpün yarısı boşaldı. Bir de 20 küsür lira vermiştim, yazık oldu. 




Memnun kalmadığım iki eyeliner. İlki, birkaç sene önce ülkemizden çekilen Inglot markasına ait 77 numaralı siyah jel eyeliner. Instagram'da Medusa_Sheka isimli kullanıcı sipariş üzerine Inglot ürünleri getiriyor. Ben de yabancı vloggerlarda gördüğüm bu jel eyelinerı sipariş etmek için kendisiyle konuşmak istedim ancak kendisi tüm ısrarlarıma rağmen bana bu ürünü hediye etmek istedi. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyor, eyelinera dönüyorum.

Inglot AMC 77 (*), hayatımda gördüğüm, kullandığım en siyah ve en kolay sürümlü eyeliner. Resmen kömür karası ve dokusu yumuşacık. Fırçayı, yüzeyine değdirdiğim an içine çekiveriyor. Çok pigmentli ve resmen göz kapağında kayıveriyor. Bir siyah eyelinerda aranan neredeyse tüm özelliklere sahipken, benim en hassas olduğum konuda sınıfta kalıyor. Gözümün içinden, dışından, köşesinden, her yerinden deli gibi akıyor. Hem de öyle böyle bir akma değil. Bunu ilk sürdüğümde arkadaşım Gözde'yle buluşmak için dışarı çıkmıştım. Uyguladıktan 5 dakika sonra sokakta gelen geçenin yüzüme baktığını farkettim. Başta anlam veremedim ama Gözde'yle buluştuğumda 'senin göz makyajın hiç akmaz, ne oldu böyle sana?' lafını duyunca anladım. İşin enteresan yanı, bu kadar akmaya rağmen bu eyelinerı gözlerden silmek bir ölüm. Her türlü makyaj temizleyicisiyle silsem de mutlaka %40'ı kalıyor. 3 gün boyunca üstüste banyoda simsiyah su akıyor.




Diğer eyeliner ise Revlon Colorstay Jel Eyeliner (*). Bildiğiniz gibi Revlon artık Watsons'larda. Bu ürün de, firmanın tanışma hediyelerinden biriydi. Sürümü ve dokusu neredeyse Inglot'nunki kadar yumuşak olan bu ürünle ilgili sevdiğim birkaç nokta oldu. İlki, üst kısmından bir fırça çıkması. Diğeri ise gözümün dış kısmından akmaması. Sevmediğim kısım ise tek katta istediğim rengi verememesi. İstediğim opak siyahlığa ulaşması için 2-3 kez uygulama yapmam gerekiyor. Gözün dış kısmında bu işlem sorun olmuyor ancak içinde, eyelinerı üstüste 3 kat geçince gözüm resmen kusuyor. Sevmedim.




Golden Rose Sexy Black Maskara. Gösterişli paketi, uygun fiyatı ve fırçasının şekliyle beni çeken bu ürünü toplamda 5-6 kez kullanabildim. Sebebi; yapısının fazla ıslak olması ve akma yapması. 




Son ürünüm de Flormar'ın Şubat başında, Sevgililer Günü için gönderdiği ojelerden biri. Bu seri CC (Correct & Conceal) olarak geçiyor. Yukarıdaki görseldeki ürün ise serinin Nail Primer'ı (*), yani tırnak bazı.  Neredeyse 2 aydır, her oje sürdüğümde mutlaka baz olarak bunu kullanıyorum. Ürünü tanımaya çalışıyorum. Memnun kalmadım değil de, ne işe yaradığını anlamadım desem? Tırnaklarımda ne renk, ne de dayanıklılık anlamında bir değişiklik olmadı. Bence Flormar 319'un ışıltılı hali. Sıradan bir base coat (oje altı bazı) gibi. 

İşte böyle. Sizin son dönemde deneyip, memnun kalmadığınız ürünler hangileri? Sevgiler!



25 Mart 2015 Çarşamba

The Body Shop Drops Of Youth Uyku Maskesi



Günaydın! Bugün sizlerle, 1,5 aydır ite kaka deneyimlediğim The Body Shop Drops Of Youth (Gençlik Damlaları) Uyku Maskesi'yle ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Aslında ilk 3 kullanımdan sonra hakkındaki düşüncelerimi yazmak istedim ama acele etmeyip Instagram'dan duyurmakla yetindim. En azından 1 ay daha kullanıp netleşen fikirlerim üzerine bir blog yazısı yazarım dedim ve işte buradayım.

The Body Shop markasına karşı sebepsiz bir sempati besliyorum, hem de yıllardır. Vücut kremleri, vücut spreyleri ve mis kokulu lip balmları seneler önce keyifle deneyimlediğim ürünler arasında. Bu arada firma, geçen yazdan beri bana gönderim yapmakta. Bu maske de en son paketten çıktı. Kokusu, dokusu ve az önce bahsettiğim TBS (markanın adını uzun uzun yazmayayım diye bu kısaltmayı kullanacağım) sempatim sebebiyle bu ürünü sevmeyi çok istedim ve bunun için resmen çaba sarfettim. Nedenini, niçini bir an önce anlatmak istiyorum.




Öncelikle maskenin ne için kullanıldığından, vaatlerinden ve içeriğinden bahsedelim. Gece uyumadan önce temizlenmiş cilde sürüp, hiç beklemeden uyuyabileceğimiz belirtilmiş. Uzun uçuşlarda cildin kuruluğunu önlemek için, yaz tatillerinde geceleri cildi tazelemek için ve soğuk havalarda cildin nem dengesini sağlamak için kullanılabiliyormuş. Aynı zamanda 'Sürüp uyu! Beklemeye gerek yok!' sloganıyla gelen bu maske, ilk kullanımdan sonraki sabah cildimizin gözle görülür bir şekilde yenilenmiş görüneceğini de eklemiş.




İçeriği de yukarıdaki şekildeymiş. 




Maskenin arkasındaki etikette; her akşam uyumadan önce cilt bakımının son adımı olarak, göz çevresine değdirmeden yüz ve boyun bölgesine yaymamız gerektiği belirtilmiş. Ben de tam bu şekilde uyguladım. Sonuçlarına geçmeden önce ürünün yapısından bahsetmek istiyorum.




Yanında minicik bir spatulayla gelen bu maskenin, koyu ve yapış yapış diyebileceğim muhallebi tarzında bir kıvamı var. Yoksa jöle mi desem? Spatulayı içine batırdığımda sabit kalmasını sağlayacak kadar katı ama aynı zamanda akışkan. Bir de yapışkan. Hem de nasıl…




Ürünü ilk uyguladığımda, ellerimi yıkamama rağmen o yapışkanlık hissi geçmedi. Dudaklarımı açıp kapatırken yine o yapış yapışlığı hissettim. Tüm yüzüme dudak parlatıcısı sürmüşüm gibi, alnımdaki minik bebek saçlarım bile yüzüme yapışıverdi. Dolayısıyla iddia ettiği gibi, 'sür ve uyu' şeklinde bir ürün değil bence. Emilmesi epey zaman alıyor. Hem de bir uyku süresi kadar. 

Herneyse. İlk uygulama sonrası birkaç saat maskenin emilmesini bekledim. Baktım ki yapış yapışlık hissi geçmiyor, mecburen gidip yatağıma yattım. Sabah kalktığımda yüzüm gerçekten çok daha nemli ve ışıltılı görünüyordu. Dinlenmiş gibiydim fakat bir sorun vardı, o da sağ yanağımdaki dev sivilceydi.

Bu, sıradan bir sivilce değildi. Adeta yüzümden bağımsız yepyeni bir organizmaydı. 'Herhalde ben biraz fazla uyguladım, o yüzden böyle oldu.' diyerek bir hafta sonra yeniden bir şans verdim. Bu kez çok daha az miktarda ürün kullandım. Maske, ilk denememe nazaran daha çabuk emildi. Sabah kalktığımda yüzümde yapışkanlık hissi yoktu ancak ilk kullanımda yüzümde gördüğüm o dinlenmiş görüntü de yoktu. Acaba ilk sefer yüzüme verdiği ışıltı bu kez niye yoktu? Ürün bunu vaat ediyor diye ben de psikolojik olarak kendimi o görüntüyü görmeye zorlamış mıydım diye düşünmeden edemedim ve ertesi sabah yepyeni bir sürprizle uyandım. Yani maskeyi 2. uygulayışımın üzerinden 2 gün sonra. Yine alnımda ve burnumda birer sivilce.

Yok dedim, tamam. 'Bir daha kullanmayacağım bunu.' ama sonra ne mi oldu? Cildim yazısını şurada yazdığım ürünler sebebiyle iyice kurudu. Oysa ben karma cildimle ne mutluydum. Ben bu alın yağlansın diye yıllarımı vermiştim.




'Madem cildim kurudu ve bu maske nem vaat ediyordu' diyerek bir şans daha verdim. 3. deneme gecemde maskeyi kupkuru ve gergin bir cilde uyguladım. Uyku sırasında yüzüstü dönmüşüm. Sabah yastık kılıfımı resmen yüzümden kazıyarak uyanmak durumunda kaldım. Bu ürünün en sevmediğim özelliği kesinlikle bu zamk hissi oldu. Neyse, dönüyorum 3. denememin sonucuna. Bu kez sivilce yapmadı ancak yüzümün gerginliğini alacak bir nem de vermedi. Sabah yüzüm yine kupkuruydu ve işin garibi sanki yüzümü streçle kaplamışım gibi garip, jelatinimsi bir görüntü vardı.

Yine 1 hafta sonra son bir kez deneyeyim dedim. Yağlı alın ve burnuma, kuru yanaklarıma uyguladım ve yattım. Sabah kalktığımda yine alnımda bir sivilce görünce artık pes etmem gerektiğine karar verdim. Bu arada ismi maske olsa da ve ben yazının başından beri 'maske' yazıp dursam da ürün bildiğimiz kuruyan, soyulan ya da yıkanarak çıkarılan maskeler gibi değil. Daha çok kıvamı çok koyu ve yapışkan bir nemlendirici gibi.

Güneş sonrası kremleri gibi mentolümsü kokusu, muhallebimsi dokusu ve uygulama sonrası cildimi yumuşacık yapmasını çok sevsem de, bu yapış yapışlık hissi ve yüzümde defalarca sivilce yapması sebebiyle benim için sınıfta kalan bir ürün oldu. 

Cildimin kuru olduğu gün uyguladığımda sivilce problemi yaratmaması, bu ürünün kuru ve çok kuru ciltlere daha uygun olduğu çıkarımını yapmama sebep oldu ancak unutmayalım ki; burada yazılanlar sadece benim deneyimlerim. Her cilt farklı, ihtiyaçları farklı, ürünlere verdiği tepkiler farklı. Yine de cildiniz akneye meyilliyse veya yağlıysa denemeden almayın derim.

Unutmadan, ürünün 90 ML olduğunu ve açıldıktan sonra 12 ay içinde tüketilmesi gerektiğini hatırlatayım. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Yarınki yazıda görüşmek dileğiyle. Mutlu günler. :)


*Ürün, The Body Shop tarafından gönderilmiştir. Teşekkürler TBS!





24 Mart 2015 Salı

Geç Paylaşım: Evde Manikür



Günaydın! Blog yazılarımı planlarken arşivi de bir kontrol edeyim dedim ve çok izlenen bir videomu, blogumda yayınlamadığımı farkettim. Bundan tam 5 ay önce yüklediğim Evde Manikür videomdan bahsediyorum. 

Bu videoda; manikür suyumu nasıl hazırladığımı, etlerimi makasla nasıl kestiğimi ve oje kurutma yöntemlerimi paylaşmıştım. Bu hafta çekeceğim 'Etleri Kesmeden Manikür' videomda ise hijyenik sebeplerden ya da tercihen makas kullanmadan kütikül temizliği yapmak isteyenlere kendi yöntemlerimi göstermeyi düşünüyorum.

Yeni video gelmeden önce evde manikürümü nasıl yaptığımı izlemek isterseniz BURAYA tıklayabilir, siz evde manikürünüzü hangi malzemelerle yapıyorsunuz, aşağı yorum olarak bırakabilir, benimle paylaşabilirsiniz. Uzun ve yorucu bir gün olacak gibi. Herkese mutlu günler. :)



23 Mart 2015 Pazartesi

Keyifli Bir Pazar Günü



Günaydın! Gün gece 1:30'a kadar düzenleyip bugüne yetiştirdim. Dün çektiğim kısa ama keyifli vlogum yayında. İzlemek için buraya tıklayabilirsiniz. Mutlu bir hafta olsun. :)