cilt bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cilt bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2015 Çarşamba

The Body Shop Drops Of Youth Uyku Maskesi



Günaydın! Bugün sizlerle, 1,5 aydır ite kaka deneyimlediğim The Body Shop Drops Of Youth (Gençlik Damlaları) Uyku Maskesi'yle ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Aslında ilk 3 kullanımdan sonra hakkındaki düşüncelerimi yazmak istedim ama acele etmeyip Instagram'dan duyurmakla yetindim. En azından 1 ay daha kullanıp netleşen fikirlerim üzerine bir blog yazısı yazarım dedim ve işte buradayım.

The Body Shop markasına karşı sebepsiz bir sempati besliyorum, hem de yıllardır. Vücut kremleri, vücut spreyleri ve mis kokulu lip balmları seneler önce keyifle deneyimlediğim ürünler arasında. Bu arada firma, geçen yazdan beri bana gönderim yapmakta. Bu maske de en son paketten çıktı. Kokusu, dokusu ve az önce bahsettiğim TBS (markanın adını uzun uzun yazmayayım diye bu kısaltmayı kullanacağım) sempatim sebebiyle bu ürünü sevmeyi çok istedim ve bunun için resmen çaba sarfettim. Nedenini, niçini bir an önce anlatmak istiyorum.




Öncelikle maskenin ne için kullanıldığından, vaatlerinden ve içeriğinden bahsedelim. Gece uyumadan önce temizlenmiş cilde sürüp, hiç beklemeden uyuyabileceğimiz belirtilmiş. Uzun uçuşlarda cildin kuruluğunu önlemek için, yaz tatillerinde geceleri cildi tazelemek için ve soğuk havalarda cildin nem dengesini sağlamak için kullanılabiliyormuş. Aynı zamanda 'Sürüp uyu! Beklemeye gerek yok!' sloganıyla gelen bu maske, ilk kullanımdan sonraki sabah cildimizin gözle görülür bir şekilde yenilenmiş görüneceğini de eklemiş.




İçeriği de yukarıdaki şekildeymiş. 




Maskenin arkasındaki etikette; her akşam uyumadan önce cilt bakımının son adımı olarak, göz çevresine değdirmeden yüz ve boyun bölgesine yaymamız gerektiği belirtilmiş. Ben de tam bu şekilde uyguladım. Sonuçlarına geçmeden önce ürünün yapısından bahsetmek istiyorum.




Yanında minicik bir spatulayla gelen bu maskenin, koyu ve yapış yapış diyebileceğim muhallebi tarzında bir kıvamı var. Yoksa jöle mi desem? Spatulayı içine batırdığımda sabit kalmasını sağlayacak kadar katı ama aynı zamanda akışkan. Bir de yapışkan. Hem de nasıl…




Ürünü ilk uyguladığımda, ellerimi yıkamama rağmen o yapışkanlık hissi geçmedi. Dudaklarımı açıp kapatırken yine o yapış yapışlığı hissettim. Tüm yüzüme dudak parlatıcısı sürmüşüm gibi, alnımdaki minik bebek saçlarım bile yüzüme yapışıverdi. Dolayısıyla iddia ettiği gibi, 'sür ve uyu' şeklinde bir ürün değil bence. Emilmesi epey zaman alıyor. Hem de bir uyku süresi kadar. 

Herneyse. İlk uygulama sonrası birkaç saat maskenin emilmesini bekledim. Baktım ki yapış yapışlık hissi geçmiyor, mecburen gidip yatağıma yattım. Sabah kalktığımda yüzüm gerçekten çok daha nemli ve ışıltılı görünüyordu. Dinlenmiş gibiydim fakat bir sorun vardı, o da sağ yanağımdaki dev sivilceydi.

Bu, sıradan bir sivilce değildi. Adeta yüzümden bağımsız yepyeni bir organizmaydı. 'Herhalde ben biraz fazla uyguladım, o yüzden böyle oldu.' diyerek bir hafta sonra yeniden bir şans verdim. Bu kez çok daha az miktarda ürün kullandım. Maske, ilk denememe nazaran daha çabuk emildi. Sabah kalktığımda yüzümde yapışkanlık hissi yoktu ancak ilk kullanımda yüzümde gördüğüm o dinlenmiş görüntü de yoktu. Acaba ilk sefer yüzüme verdiği ışıltı bu kez niye yoktu? Ürün bunu vaat ediyor diye ben de psikolojik olarak kendimi o görüntüyü görmeye zorlamış mıydım diye düşünmeden edemedim ve ertesi sabah yepyeni bir sürprizle uyandım. Yani maskeyi 2. uygulayışımın üzerinden 2 gün sonra. Yine alnımda ve burnumda birer sivilce.

Yok dedim, tamam. 'Bir daha kullanmayacağım bunu.' ama sonra ne mi oldu? Cildim yazısını şurada yazdığım ürünler sebebiyle iyice kurudu. Oysa ben karma cildimle ne mutluydum. Ben bu alın yağlansın diye yıllarımı vermiştim.




'Madem cildim kurudu ve bu maske nem vaat ediyordu' diyerek bir şans daha verdim. 3. deneme gecemde maskeyi kupkuru ve gergin bir cilde uyguladım. Uyku sırasında yüzüstü dönmüşüm. Sabah yastık kılıfımı resmen yüzümden kazıyarak uyanmak durumunda kaldım. Bu ürünün en sevmediğim özelliği kesinlikle bu zamk hissi oldu. Neyse, dönüyorum 3. denememin sonucuna. Bu kez sivilce yapmadı ancak yüzümün gerginliğini alacak bir nem de vermedi. Sabah yüzüm yine kupkuruydu ve işin garibi sanki yüzümü streçle kaplamışım gibi garip, jelatinimsi bir görüntü vardı.

Yine 1 hafta sonra son bir kez deneyeyim dedim. Yağlı alın ve burnuma, kuru yanaklarıma uyguladım ve yattım. Sabah kalktığımda yine alnımda bir sivilce görünce artık pes etmem gerektiğine karar verdim. Bu arada ismi maske olsa da ve ben yazının başından beri 'maske' yazıp dursam da ürün bildiğimiz kuruyan, soyulan ya da yıkanarak çıkarılan maskeler gibi değil. Daha çok kıvamı çok koyu ve yapışkan bir nemlendirici gibi.

Güneş sonrası kremleri gibi mentolümsü kokusu, muhallebimsi dokusu ve uygulama sonrası cildimi yumuşacık yapmasını çok sevsem de, bu yapış yapışlık hissi ve yüzümde defalarca sivilce yapması sebebiyle benim için sınıfta kalan bir ürün oldu. 

Cildimin kuru olduğu gün uyguladığımda sivilce problemi yaratmaması, bu ürünün kuru ve çok kuru ciltlere daha uygun olduğu çıkarımını yapmama sebep oldu ancak unutmayalım ki; burada yazılanlar sadece benim deneyimlerim. Her cilt farklı, ihtiyaçları farklı, ürünlere verdiği tepkiler farklı. Yine de cildiniz akneye meyilliyse veya yağlıysa denemeden almayın derim.

Unutmadan, ürünün 90 ML olduğunu ve açıldıktan sonra 12 ay içinde tüketilmesi gerektiğini hatırlatayım. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Yarınki yazıda görüşmek dileğiyle. Mutlu günler. :)


*Ürün, The Body Shop tarafından gönderilmiştir. Teşekkürler TBS!





4 Ocak 2015 Pazar

Braun Face Cilt ve Makyaj Temizleme Başlığı



2015'in ilk inceleme yazısından günaydın! Günün yazısı, 2014'ün Aralık ayında elime geçen ve bence geçen senenin en güzel hediyelerinden biri olan Braun Face isimli cihazın, cilt ve makyaj temizleme başlığı üzerine olacak. Fotoğrafını Instagram'dan paylaştığımdan beri, bu ürün üzerine bir ilk izlenim yazısı yazmam bekleniyor ancak ben biraz tereddütlü ve hatta ön yargılı olduğumdan, 7 kez kullanıp öyle paylaşmak istedim düşüncelerimi. Hazırsanız başlıyorum. Tabi ki öncesinde ufak bir giriş paragrafı daha olacak. Bu, biraz uzun bir yazı olabilir. Uyarayım da. :)

2014, cilt bakımının ne kadar önemli olduğunu ve benim bu konuda ne kadar eksik olduğumu farkettiğim bir yıldı. Şurada, şurada ve hatta buradaki yazımdan da anlayacağınız üzere, senelerdir yaptığım makyajlardan, havadaki tozlardan, gözeneklerimi dolduran her şeyden tam anlamıyla yeni yeni arınmaya başladım. 

Yeni ürünler denemenin ve paylaşmanın hazzı muazzam ancak malumunuz, cilt şakaya ve deneme tahtasına çevirmeye gelmiyor. Ne zaman heyecanıma yenik düşüp arka arkaya birçok yeni ürün denesem cildim bana bunun bedelini ödetiyor. Bu sebepten, özellikle cilt bakımı konusunda fazlaca seçici olmaya başladım. Belki bin defa bahsettim ve bundan sonra da ilgili her yazımda vurgulayacağım ama; daha önce yanlış krem kullanım sebebiyle yüzümde çıkan minik ve ağrılı kabarcıklar, birkaç ay boyunca gördüğüm etil alkol tedavisi sayesinde geçmişti. Ne yazık ki bu tedavi gözeneklerimi açmıştı ve cildimi olduğundan daha hassas kılmıştı. Hatta şunu da ekleyeyim: Boynumu ya da yüzümü kaşısam kabuk bağlayan bir tenim var. Bu yüzden, 'bu cihaz hassas ciltlerde ne gibi sorunlara yol açabilir?' şeklindeki soruları bol bol yanıtlayacağım bir yazı olacak. Haydi başlayalım.




Günlerden bir gün yine Clarisonic almayı düşünürken, ki yaklaşık 1 senedir düşünüyorum, kapı çaldı ve kargo bana bu Braun paketini getirdi. Braun, bana ulaşıp adresimi aldığında bu tarz bir ürün göndereceğini tahmin etmemiştim. Havalara uçtum tabi. Braun ve Clarisonic arasında gidip geliyordum zaten. Clarisonic yüksek fiyatı sebebiyle beni düşündürüyordu. Bir de o cihazı kullanıp yüzü tarlaya dönen hassas ciltli bir sürü insanla karşılaşınca gözüm epey korkmuştu. Her iki cihazın da fiyatını tam olarak bilmediğimden başlayayım ben en iyisi. Sadece, Clarisonic'in sürekli bir zamlanma halinde olduğunu ve Sephora'larda satıldığını biliyorum. Braun ise, Braun ürünleri satan birçok elektronik mağazasında ve hatta Watsons'larda da bulunuyor. Duyduğum kadarıyla Braun'un bendeki cihazının fiyatı 220-245 TL arası değişiyor. Bu da onu, Clarisonic'ten daha ulaşılabilir kılıyor.

Paketi açar açmaz karşınıza büyük bir elektronik diş fırçasını andıran cihaz, başlığı ve fırçası çıkıyor. Plastik bölmeyi kaldırınca da minik bir çanta. Çanta içerisinde ise; ışıklı bir ayna ve aparatların temizliğini yapmak için küçük bir fırça bulunuyor.







Ürün, epilatör başlığıyla birleşik halde geliyor. Bu arada, yüzümde çok fazla tüy olmaması, olanların da açık renk olması sebebiyle bu başlığı kullanmaktan biraz korkuyorum ancak benden en çok inceleme yapmamı istediğiniz kısım da tam burası. Bu sebepten bu başlığı yalnızca bıyık bölgemde kullanıp deneyimlerimi yine burada paylaşacağım.

Metal çizginin üstündeki kısmı yukarıya hafifçe itince epilatör başlık, cihazdan ayrılıyor. Sıra cilt bakımı aparatını bağlamaya geliyor. Başlık, aynı şekilde metal çizginin tam üstüne oturuyor. Fırça da çarkın içinde kendine yer buluyor. Benim burada size verebileceğim nacizane tavsiye; fırçayı çarka oturturken parmağınızla kesinlikle ittirmemeniz, zorlamamanız. Fırça, oturması gereken yeri bulunca zaten anlıyorsunuz. Ben ikinci kullanımımda fırçayı rastgele başlığın üstüne bırakıp ittirdim ve cihaz kilitlendi. Şu an bu yazdıklarım biraz anlamsız görünebilir ama kullananlar ve kullanacaklar ne demek istediğimi anlayacaklardır.






Cihaz tek bir kalem pille çalışıyor. Pil bölmesini açmak ise tam bir işkence. Benim gibi dakikalarca uğraşmamanız için size iki pratik yol önereceğim. İlki, kullanma kılavuzunda belirtildiği gibi (yazılı bir şey yok, sadece minicik bir görsel koymuşlar, o da büyüteçle ancak görünüyor) 1 ya da 5 kuruşu tornavida gibi kullanarak kapağı açmak, diğeri de cihazın yanında gelen ışıklı aynanın kulbunu kullanarak açmak. Pili taktıktan sonra da sıra tabi ki kullanıma geliyor. Cihazın nasıl kullanıldığından önce, ne için kullanıldığından ve neler vaat ettiğinden bahsetmeliyim sanırım.

Braun Face, tek bir cihaz ve iki başlıkla, hem yüzdeki tüyleri kökünden almayı, hem de cildimizdeki makyaj artıklarını ve gözenekleri derinlemesine temizlemeyi vaat ediyor. Cilt temizleme başlığı ise, elle yıkamaya göre 6 kat daha etkili peeling görevi görüyor. Tabi bunlar markanın iddiaları. Sıra geliyor benim deneyimlerime.




Fırçayı ve yüzü hafifçe ıslattıktan sonra sıra temizleyicimizi fırçaya dökmeye geliyor. Tam bu aşamada benim yine iki küçük tavsiyem olacak. İlki, uygulama öncesi kesinlikle ve kesinlikle fırçayı da yüzünüzü de ıslatmanız. Cihaz kuru kullanıldığında yüzümüzü ne boyutta tahriş eder, inanın kestiremiyorum. Diğer önerim ise, kullanacağınız temizleyiciyi cihazın fırçasına değil de, yüzünüze yaymanız. İlk uygulamamda köpük temizleyicimi fırçaya döktüm ve cihazı çalıştırdığımda temizleyici yüzüme homojen dağılmadı, fırçanın kılları tarafından emildi. Bu yüzden bu makineyle kullandığım temizleyiciyi mutlaka ıslattığım yüzüme ellerimle yayıp, biraz da fırçaya döküp öyle çalıştırıyorum cihazı.

Kullandığım temizleyiciden de bahsedeyim. Ben şurada bahsettiğim setten çıkan Clarins Gentle Foaming Cleanser'ı kullanıyorum. Bu ürün Shea yağı içeriyor, yani nemlendirici etkiye sahip. Aynı zamanda köpüren bir temizleyici olduğu için bu cihazla mükemmel uyum sağlıyor. Peki siz ne tür bir temizleyici seçmelisiniz? Cevap, beraberinde bir soru daha getiriyor. Cildinizin neye ihtiyacı var? Bu soruyu, bu cihazın yüzünüzü kurutacağını düşünerek cevaplayın. Benim yüzümün neme ihtiyacı var. Bu yüzden nemlendirici özellikli bir temizleyici kullanıyorum. Sizin yüzünüz yağlı ve siyah nokta/akneye meyilli mi? O zaman akne karşıtı, yağ kontrolü sağlayan bir ürün kullanın. (Garnier'nin 3'ü bir arada temizleyicileri, Bioderma'nın ve La Roche Posay'in köpüren ürünleri gibi…) Bence jel ya da köpüren formüllü temizleyiciler kullanmak en iyisi ama Braun bu cihazın; sabun, temizleyici, temizleyici süt, jel ya da su ile de kullanılabileceğini söylüyor.

Dönüyorum temizleme işlemine. Metal başlığın altındaki tuşu sağa ya da sola kaydırdığımızda, cihaz ittiğiniz yönde çalışmaya başlıyor. Fırçanın tüyleri orta bir hızda, çember etrafında dönüyor. Braun Face'i yüzünüze değdirdiğinizde, öyle zorlayıcı, yıpratıcı bir etki hissetmiyorsunuz. Tüyler dönerken cihazı yüzünüzde 1-2 dakika kadar dairesel hareketlerde gezdirmeniz gerekiyor ve tabi ki göz çevrenize yaklaştırmamanız. Temizleme işlemi bittiğinde de fırçayı ve tabi ki yüzünüzü suyla durulamanız. 

Cihazı ilk kullandığımda neler düşündüm, onu da paylaşmak isterim. Öncelikle korktuğum gibi tahriş edici bir etkisi olmamasına rağmen, yüzümde ufak tefek kızarıklıklara yol açtığını farkettim. Bahsettiğim hassasiyet belirtileri birkaç saat içinde tamamen kayboldu. Daha ilk kullanımdan yüzümdeki kabarcıkları temizledi. Bu anlamda, en etkili bulduğum peelingden bile daha etkiliydi. Makyajımı temizledikten sonra kullandım ve buna rağmen fırçadan lavaboya turuncu bir su aktığını gördüm. Ben senelerce yüzümü temizledim diyerek kendimi kandırıyormuşum, yatağa makyajımla giriyormuşum meğer. Bir de ilk kullanım sonrası birkaç dakikalık bir kaşıntı hissi ve kuruluk olduğunu belirteyim. Kaşınma hissi sadece ilk kullanıma hastı ancak kuruluk, bu cihazın etkilerinden biri. Cildim artık kuru olmamasına, hatta son dönemde yağlıya dönük karma olmasına rağmen cihazı kullandıktan sonra yüzüm aşırı gerildi. Bu nedenle yüzümü kurular kurulamaz yoğun nemlendirme ihtiyacı hissettim.

Peki sonraki kullanımlarımda neler hissettim, nasıl bir sonuçla karşılaştım? Ben bu ürünü kullanmaya çok çabuk alıştım. Özellikle yüzümden akan o suyun rengini görünce, 'tamam' dedim, oldu bu iş. Şu ana kadar sadece 7 kez kullanmama rağmen gözlemlediklerim; Glam Glow'un bile etki etmediği siyah noktalarımda gözle görülür bir azalma olduğu, minik beyaz kabarcıkların ve yüzümdeki pütürlerin tamamen yok olduğu, yüzümün normalde olduğundan daha fazla nemlendirilmeye ihtiyaç duymaya başladığı ve suratımın gerçekten en pürüzsüz haline büründüğü oldu.

Şimdi, Instagram'da okuyucularımdan gelen birkaç soruyu da cevaplayayım diyorum.

1) Duşta kullanıma uygun mu? 

Cihazın üzerinde, temizleme başlığının duşta kullanıma uygun olduğu belirtilmiş ama ben cesaret edemedim. Hatta kulağıma saçma geldi. Sonuçta pille çalışan bir üründen bahsediyoruz. Siz de risk almayın ve duş öncesi kullanın derim ben.

2) Clarisonic mi, Braun Face mi?

Clarisonic ya da muadili bir cihaz kullanmadığım için bu karşılaştırmayı yapamıyorum ancak her iki cihaz da dönen tüylere sahip, aynı şeyleri vaat eden ve aynı şekilde kullanılan ürünler olduğu için ve Braun'un fiyatının daha uygun olduğu için bu ürün daha rahat tercih edilebilir. 

3) Göz çevresinde kullanılabilir mi?

Tabi ki hayır. Asla ve asla göz çevresine ve saç çizgisine değmemesi gerekir.

4) Günlük kullanıma uygun mudur? Sen ne sıklıkla kullanıyorsun? 

Kullanım kılavuzuna da baktım ama bu şekilde bir bilgiye ulaşamadım. O yüzden kendi fikrimi paylaşacağım. Bence en sık, 2 güne bir kullanmak en doğrusu. Ben başta gün aşırı kullandım fakat sonra yüzümün uygulama sonrası fazlaca yorulduğunu gözlemledim. Bu yüzden 3 güne bir kullanmaya karar verdim. Böylece kurumasını da minimuma indirgemiş oldum. İlla sık kullanmak istiyorum derseniz, cildiniz de çok hassas değilse 2 güne bir kullanabilirsiniz diye düşünüyorum.

5) Yüzü kurutuyor mu?

Evet ama şöyle söyleyeyim; cilt tipimi karmadan kuruya çevirecek kadar değil. Sadece uygulama sonrasında yüzünüz inanılmaz geriliyor ve yoğun bir nemlendirici uyguladığınızda teniniz normal haline dönüyor.

6) Sivilceli ciltlere uygun mu?

Bence hayır. Tüyler aşırı yavaş ya da hassas bir şekilde dönmüyor. Aktif sivilceleri patlatıp zedeleyebilecek cinsten bir başlık olduğunu düşünüyorum.

7) Siyah ya da beyaz noktalarda etkili mi?

Hem de nasıl. Hele siyah noktalar konusunda bu kadar etkili olacağını tahmin etmemiştim. Burnumdaki derin ötesi siyah noktayı artık kabullenmiş, onunla yaşamayı öğrenmiştim. Hatta arada kendisinin, ben ya da çil olup olamayacağını sorguluyordum fakat hiç beklemediğim bir şekilde Braun Face'i 3 ya da 4. kullanımımdan sonra kendisinin neredeyse kaybolduğunu söyleyebilirim. 

8) Uzun vadede cilde ne gibi etkileri olabilir?

Hiç bilmiyorum ki. Birlikte göreceğiz. 

9) 15 yaşındayım, cihazı kullanabilir miyim?

Kullanma kılavuzunda, ürünün 8 yaş ve üstü için uygun olduğu belirtilmiş ancak 8 de fazla küçük bir yaş değil mi? Cildin gereksinimlerine göre 15-16 yaşından itibaren kullanılabilir diye düşünüyorum. Yine de genç okuyucularım cilt doktorlarına danışmadan kullanmasınlar.

10) Cildi bu kadar derinlemesine temizlemek gerçekten iyi mi?

Bilemiyorum. Olmayabilir. Sonuçta cildimizi dış etkenlere karşı koruyan belli bir tabaka var ve sürekli eksfoliasyon vesaire yaparak o koruyucu katmanı zedeliyor olabiliriz. Bu sebepten her gün kullanmak hata olur diye düşünüyorum.

11) Clarisonic'in başlığının 3 ayda bir değişmesi gerekiyor. Braun Face'de de aynı şey geçerli mi?

Evet. Hatta sık kullanıma bağlı olarak temizleyici fırça başlığı daha erken yıpranırsa hiç beklemeden yenilemek gerekiyor. Ek başlıkları yine yetkili Braun satıcılarından alabiliyormuşuz. 

12) Hassas ciltlere uygun mu?

Braun, bu ürünün dermatolojik olarak test edildiğini ve hassas ciltlerin kullanımına uygun olduğunu belirtmiş. Ben de buna katılıyorum ancak yine de aşırı hassas ciltlere 'gidin alın, gözüm kapalı tavsiye ediyorum' diyemiyorum çünkü her cildin gösterebileceği reaksiyon çok farklı. Ben çok memnunum, olası bir alerjik reaksiyon durumunda da bu yazıyı güncelleyip, sosyal medya hesaplarımdan da bunu duyururum.

Şöyle bir toparlarsam; yüzümü derinlemesine temizleyen, beni makyajımdan tamamen arındıran, yüzümü epey kurutan, siyah nokta ve beyaz kabarcıklarımı temizleyen, pütür pütür olan burun kenarlarımı bile pürüzsüzleştiren bu cihazı çok sevdim. Epey uzun bir yazı oldu ama umuyorum ki kafanızdaki soru işaretlerini giderebilmişimdir. Sevgiler!

*Cihaz, Braun tarafından gönderilmiştir. Teşekkürler Braun!






25 Aralık 2014 Perşembe

2014 Favorilerim



Günaydın! Bugün sizlerle, 2014 yılının makyaj özetini paylaşacağım. Bu sene gerçekten fazlaca ürün denedim. Çok beğendiklerim de oldu, alıp da pişman olduklarım da ama yılın geneline baktığımda, koleksiyonumdan hiç eksilmeyecek, hep noksan olan ve arayışında olduğum bir çok ürün keşfettim. Beni uzun zamandır takip ediyorsanız zaten bugün paylaşacaklarımı tahmin ediyorsunuzdur ama gelin, 2014'ün favori makyaj ürünlerine hep birlikte bir kez daha göz gezdirelim.




CİLT BAKIMI

Yılın son diliminde hayatıma ve koleksiyonuma katılan iki ürün. İlki, detaylı yazısını şurada yazdığım Clarins One Step Gentle Exfoliating Cleanser, yani tek adımda ölü deriden arındıran hassas temizleyici. Sayesinde yüzümde pürüz, pütür, çıkıntı vesaire kalmadı. Bittikçe alınacak. Diğeri de Moshos Garden'ın %100 doğal kil maskesi. Bu kadar uygun fiyata, tertemiz bir içerik ve cildi yumuşacık yaparak derinlemesine temizleyen bir maske. Daha ne isterim? Detaylı yazısı burada.

Nemlendiricim ise geçen yıldan beri aynı. Cildim değişmedikçe kremim de değişmeyecek. 1,5 sene önce kadar cildim kuruluktan çatlarken, düzenli kullanım sonrası yüzümü karmaya çeviren krem. Missha Near Skin Nutritive Cream. Bitti, aldım. Bitsin, yine alacağım. 

Cilt bakımı kategorisinin son favorisi de, geçen ay 2. kutuya başladığım Kiehl's Avokadolu Göz Kremi. Detaylı yazısı burada. Yoğun nem istiyorsanız daha iyisi yok.




TEN ÜRÜNLERİ

Benefit Porefessional, yine 2. tüpünde olduğum ve çok severek kullandığım bir makyaj bazı. Benim gibi gözenekleriniz genişse ve makyajınızı biraz daha kalıcı kılmak istiyorsanız bu ürünü seveceksiniz. 

Fondotenimi zaten biliyorsunuz. Yine birkaç ay içerisinde 2. tüpüme geçtiğim MAC Face&Body. Bunun hakkında sabaha kadar konuşabilirim, yazabilirim. İyisi mi ben susayım, siz şuradaki inceleme yazısını okuyun. 

Makyajımın en önemli adımı, olmazsa olmazım, kapatıcılar. Bobbi Brown Corrector'ımı bu görsele eklemedim çünkü 3 senedir aynı favori, bıktınız biliyorum. Yine correctorımın üzerine kullandığım iki favori kapatıcım var. İkisinden de vazgeçemem. İlki NARS Radiant Creamy kapatıcı. Hem sivilceleri, hem izleri, hem kızarıklıkları, hem de göz altlarını bu denli güzel örtüp, bu kadar doğal duran başka bir ürün daha var mı, bilemedim. Bu yanılmıyorsam 3 ya da 4. kutum. Su gibi içiyorum adeta.

Ah, MAC Pro Longwear. İki sene önce tanıştım ve vazgeçemiyorum. Detaylı bilgisi ve nasıl kullandığım şurada mevcut. Bir tek rengini değiştirdim. NW15 alıyorum artık. Kaçıncı şişe, inanın bilemiyorum.




YANAKLAR

Bu seneye, en azından benim çekmecelerimde damgasını vuran allık, tabi ki Chanel'in Inspiration krem allığı oldu. Yapış yapış olmayan, kalıcı ve yağlı ciltlere bile uygun bir krem allık düşünün. İşte o burada. <3

MAC Pink Swoon, yine 2013'ün ortalarından beri severek kullandığım ve ne yazık ki birkaç ay önce MAC tarafından üretimi durdurulan joker pembe allığım. Bitince ne yaparım, bilemiyorum. 

Pudra. Yine ben susayım. Aradığım her şeyi sende buldum Chanel Poudre Universelle Libre. <3 Buraya tıklayarak incelemesine ulaşabilirsiniz.




RUJLAR VE DUDAK KALEMLERİ

Son dakikada keşfettiğim Wet N Wild Just Peachy; içindeki mercanımsı pembe ve şeftali tonu ve uygun fiyatıyla kalbimi fethetti. Wet N Wild'ın bütün rujlarını almak istiyorum. Yazısı burada.

MAC Kinda Sexy. Sevmeyeni yok ki. Mat bir şeftali. Her makyaja yakışıyor.

Son olarak yine hayatımın ruju diyebileceğim, çok hızlı tükettiğim MAC Faux. Leylak ve kahve yansımalı bir pembe. En sevdiklerimden. Bu sene tanıştıklarımdan. Yazısı burada.

Dudak kalemlerini fotoğraflayamadım ancak ikisi de belli. Kinda Sexy rujla kullandığım MAC Boldly Bare ve Faux'la kullandığım Essence Satin Mauve. Satin Mauve ufacık kaldı çünkü 2 yıldır kullanıyorum. Gratis'lere bakındım yenisini almak için göremedim. Bulamazsam çok üzülürüm.




FIRÇALAR

Bu sene en sık kullandığım fondoten fırçam şüphesiz Real Techniques Buffing Brush oldu. Far dağıtma ve elmacık kemiklerimi aydınlatmada ise MAC 224'e elim çok sık gitti. Göz altı kapatıcımı tek bir fırçayla sabitledim, o da bayılarak kullandığım Sigma F35'di. Allıklarımı en yumuşak fırçam olan Elite Cosmetics Blush Brush (Londra'da yaşayan takipçim Cansu'nun hediyesiydi.) ile sürdüm. Alt kirpik dibime kızıl kahve farları MAC 212 Flat Definer fırçamla dağıttım ve pudrayı belli belirsiz uygulayan Bobbi Brown Sheer Powder Brush'ı her gün kullandım. Bir de Beauty Blender'ım var ama onu da fotoğraflamadım. 2012'nin sonunda beri favorim. Şimdi Türkiye'ye de geldi, ömrü doldukça yenisini alırım. <3




KAŞ VE GÖZLER

Gözümün içinden bile akmayan tek siyah eyelinerım MAC Blacktrack, bu sene seni epey güzel kullandım. Öyle ki, dibin göründü. Canım arkadaşım Gözde'nin (blogu burada) hediyesi Too Faced Shadow Insurance Primer'ı çok sevdim. İçinde 10 kullanımlık ya var ya yok. İncecik yapısı, göz kapaklarımda ağırlık yapmaması ve göz makyajımı saatlerce sabit tutan bir far bazı olması onu sevmeme yetti de arttı bile.

Emrah kaşlarımı tüm gün sabit tutan MAC şeffaf kaş jeli. Yine çok çabuk tükettiğim ve bitirdikçe aldığım ürünlerden.

Son olarak, aradığım her şeyi bulduğum maskara, Chanel Le Volume. Bu kadar pahalı olmasaydın keşke. Yazısı ve uygun fiyatlı alternatifi burada.

Farları özellikle fotoğraflamadım çünkü elimde çok fazla farım kalmadı. (Koleksiyonumu küçülttüğüm için.) Kalanların da hepsi zaten favorilerim ancak birkaç ay önce tanışıp formülüne ve dokusuna hayran olduğum Burberry farları hatırlatmadan edemeyeceğim. Yazısı burada.

İşte böyle. Benim için gerçekten huzurlu bir yıldı. Hayatımdaki birçok şeye tick attığım, yeni sayfalar açtığım, aradıklarımı bulduğum bir yıldı. Siz bu sene en çok hangi ürünleri sevdiniz? Sevgiler! <3


*Bu sene en çok sevdiğim şarkıyı paylaşmadan yapamazdım. Benim için Photomaton; belirsizlik, kararsızlık, umut, sevgi, arkadaşlık, yaz, fotoğraf ve huzur. Her şeyi ifade ediyor. Bu şarkıdan bu kadar derin anlamlar nasıl çıktı, ben de anlamadım. :) Dinlemek isterseniz linkini şuraya koyuyorum. Bu yazıyı sonuna kadar okuma sabrını gösteren herkesi seviyorum. Mutlu haftasonları!



22 Aralık 2014 Pazartesi

Moshos Garden Kil Maskesi (Amber ve Gül)



Günaydın! Günün yazısı, yaklaşık 6 haftadır kullandığım bir kil maskesi üzerine olacak. Öncelikle markayla tanışma hikayemden kısaca bahsetmek isterim. 

1,5 ay önceye kadar Moshos Garden benim için; insta-blogger (şu terimi hiç sevmiyorum, Instagram üzerinden ürün paylaşımları yapan hesaplar diyelim mi?) ve bloggerlar tarafından kullanılan ve epey de sevilen, doğal içerikli ürünlere sahip bir markadan ibaretti. Cildimi derinlemesine temizlemek istediğimi ve bu sebepten Glam Glow çamur maskesi almak istediğimi takipçilerimle paylaştığımda Moshos Garden bana bir paket göndereceğini ve gül özlü kil maskelerinin hassas ciltleri tahriş etmeden temizlediğini söyledi. Paket 2 gün içerisinde elime ulaştı ve o akşamdan beri haftada 1, bazen 2 kez olmak üzere, amber ve gül özlü bu maskeyi keyifle uyguluyorum. İnanın bana, Glam Glow'dan çok daha etkili ve ekonomik. 




125 ML'lik bu ürün, markanın diğer ürünleri gibi %100 doğal. İçeriğinde ise; kil, Isparta'dan gelen has gül suyu, nemlendirici etkili jojoba yağı, gliserin ve amber bulunuyor. Markanın tüm ürünleri cruelty free, yani hayvanlara zarar vermeden üretiliyor. Maske, yüzdeki ölü hücreleri temizleyip ışıltılı bir cilt vermeyi ve nemlendirmeyi vaat ediyor. Bana sorarsanız, düzenli uygulandığında bunların hepsini başarıyla gerçekleştiriyor.




Peki maske nasıl kullanıma hazır hale getiriliyor? Yukarıdaki fotoğraflardan da anlaşıldığı gibi, ürün, katı ama yumuşak bir kil formunda. Ben iki çay kaşığı kadar kili, bir çay kaşığı suyla inceltiyorum. Bunu da minicik bir kasenin içinde yapıyorum. 







Kil ve suyu karıştırmak ve bu karışımı yüzüme yaymak için, Real Techniques'in hiçbir işe yaramayan fondoten fırçası Essential Foundation Brush'ı kullanıyorum. Kili yüzüme sürdüğümde yanma ya da kaşıntı hissetmiyorum. Kurudukça rengi açılıyor ve diğer maskeler gibi kaskatı kesilmiyor.






Ilık suyla temizliyorum. Gerçekten kolay durulanıyor. Garip ve keskin kokusu beni rahatsız etmiyor. Durulandıktan sonraki his ise tam aradığım cinsten; temizlenmiş ve nemli. 

Piyasaki yere göğe sığdırılamayan maskeler gibi ilk kullanımda siyah noktaları temizleme gibi iddialı hedefleri yok. (Hoş, şu pahalı maskeler de bir işe yaramıyor ya.) Bunun sebebi de o meşhur maskeler gibi agresif kimyasallar içermemesi. Dolayısıyla cilde; uygulama sonrası ya da uzun vadede yorma, yıpratma, bozma gibi bir etkisi de söz konusu değil.

Hem makyaj kalıntılarını, hem gün içinde gözeneklerimize dolan kirli havayı, hem de cildimizin ışıldamasını engelleyen her türlü artığı yüzden arındırıyor. Bu maskeyi uyguladıktan sonraki gün cildim daha yumuşak, zemin daha pürüzsüz ve makyajım çok daha güzel oluyor.




Son olarak maske yapımında kullandığım kap ve fırçanın ne kadar kolay durulandığından da bahsetmek isterim. Maskeyi yüzüme uyguladıktan sonra kurumasını beklerken temizleme işlemini yapıyorum. Böylece kil tamamen donmamış ve fırçaya yapışmamış oluyor. Ilık suyla temizliyorum ve kuruluyorum.

Özetlemem gerekirse; gerçekten sevdiğim, yüzümü yormadan temizleyen, kurutmayan bir maske bulduğum için mutluyum. Başa dönme şansım olsa kesinlikle Glam Glow almazdım. Bu kadar anlatmışken bu yazının sonunda bir de Glam Glow güncellemesi yapayım. Kısa güncelleme yazıma geçmeden, bu maskeyi satın almak isteyenler için şuraya minik bir link de koyayım. Ben bu maskeyi bittikçe alırım. Daha iyisini bulana kadar. Sevgiler! Satış fiyatı: 36 TL.

*Ürün Moshos Garden'ın hediyesidir. Teşekkürler Moshos!


Minik Glam Glow Güncellemesi

İlk izlenimlerimi şuradaki yazımda paylaştığım Glam Glow Supermud'ı kullanmaya devam ettim çünkü uzun vadede etkili olacağını düşündüm, hatta umut ettim. Bir de bu maskeyi kullanan arkadaşlarım ve takipçilerimin 'önce cildinin derinliklerindeki kusurları yüzeye çıkartıyor, sonra temizliyor' sözüne inandım ancak farkettim ki ne zaman kullansam, ertesi günü yanaklarımda minik sivilceler çıkıyor.

Özellikle yanaklarıma değdirmeden, sadece burun ve çeneme uyguladığımda bile yanaklarımda hassasiyet belirtileri görüyorum. En son bu maske yüzünden çenemde çıkan sivilce hala geçmedi. Bu yüzden daha fazla kullanır mıyım, bilemiyorum. Siyah noktalarımda da hala azalma gözlemlemedim. İşte böyle.





24 Kasım 2014 Pazartesi

CLARINS Cilt Bakım Seti - Hassas/Kuru Cilt



Günaydın! Bugün sizlere tam 3,5 hafta önce satın aldığım ve Instagram'da paylaştığımdan beri detaylı incelemesi beklenen Clarins cilt bakım setini paylaşacağım. Aldığım günün akşamı kullanmaya başladım ve o gün bugündür keyifle deneyimliyorum. Bu bir nemlendirici ya da serum yazısı olsaydı, bu incelemeyi biraz daha erteleyebilirdim ancak set sadece; peeling, temizleyici, tonik, göz makyajı temizleyicisi ve maske gibi uzun vadeli inceleme gerektirmeyen bakım ürünleri içerdiği için 1 ayın sonunda bu yazıyı yazmayı uygun gördüm. 

Yukarıdaki fotoğraftan da görüldüğü üzere, set 5 ürün içeriyor. Soldan sağa ürünler; tek adımda hassas temizleyici, köpüren temizleyici, tonik, göz makyajı temizleyicisi ve nem verici maske. Benim aldığım set hassas/kuru ciltler için ancak bu setin bir de karma/yağlı ciltler versiyonu var. Her ikisini de Boyner'lerden 99 TL'ye satın alabilirsiniz. Son olarak şişelerin/tüplerin boyutlarının, ürünlerin gramajlarının hiç de az olmadığını ve bu fiyata kaçırılmaması gereken bir kofre olduğunu hatırlatıp detaylı incelemelerime başlıyorum.




One Step Gentle Exfoliating Cleanser (Portakal Özlü Tek Adımda Eksfoliasyon) 75 ML.


Aralarında en sevdiğim, en işime yarayan tüp bu. Üzerinde 'temizleyici' yazsa da bunu her gün kullandığımız şu makyaj temizleyicilerle karıştırmayın. Aslında ciltteki pürüzleri, ölü deriyi, pütürleri temizleyen, yüzü bebek poposu gibi yapan bir peeling. 

Üzerinde 'tüm cilt tiplerine uygun' yazıyor ve ben de buna katılıyorum. Kuru ya da normal ciltler haftada en fazla 2 kez kullanmalı ancak cildiniz yağlıysa her gün kullanabilirsiniz diye düşünüyorum. 

Mis gibi portakal kokan bu peeling, epey koyu bir jel kıvamında ve içinde minicik granüller barındırıyor. Hafifçe ıslattığınız yüzünüze dairesel hareketlerle uygulayıp duruluyorsunuz. Ben özellikle kabarcıklar, çıkıntılar olan burun çevrem ve yanaklarıma uyguluyorum. Yaklaşık 2 dakika boyunca yüzüme masaj yapıyor ve duruluyorum. Yüzümü kuruladığımda yumuşacık ve pürüzsüz olduğunu görüyorum. Her peeling gibi biraz kurutuyor ancak nemlendiriciyle bunu telafi edebiliyorum.

Hayatımda ilk kez bu kadar pürüzsüz bir zemin elde ettim diyebilirim. Son zamanlarda cildim daha güzel ışıldıyor, makyajım bile daha temiz duruyor. Biter bitmez tam boyunu alacağım.




Gentle Foaming Cleanser (Shea Yağı İçeren Köpüren Temizleyici) 75 ML.


Shea yağının nasıl bir nem bombası olduğunu duymayan kalmamıştır. Bu temizleyici de Shea yağı içerdiği için yağlı ciltlere uygun olmayacaktır diye düşünüyorum.

Gelelim kullanımına ve bendeki etkisine. Cildi yormadan, kurutmadan, hatta aksine, nemlendirerek temizliyor. Bir önceki ürünün yaptığı gibi derinlemesine bir temizlikten bahsetmiyorum. Makyaj kalıntılarını temizleyen bu ürünün günlük kullanıma uygun olduğunu düşünüyorum. Ellerimle, önceden hafifçe ıslattığım cildime uyguluyor, ılık suyla duruluyorum. Kıvamı katı bir krem gibi ve kokusu çok hoş. Uygulama sonrası nemlendirici sürme ihtiyacı hissetmiyorum.




Yukarıdaki görselde, az önce bahsettiğim iki ürünün de renk ve kıvamlarını görebilirsiniz.




Toning Lotion (Alkolsüz Tonik) 100ML


Gelelim toniğe. Normal ve kuru ciltler için uygun olan bu ürün, özellikle maske sonrası kalıntılarını temizlemek için ideal. Çok güzel bir çiçek kokusuna sahip bu toniği keyifle kullansam da bitirdiğimde yeniden satın almayı düşünmüyorum çünkü yüzümü harika bir şekilde yumuşatıp yatıştırsa da cildimi daha iyi nemlendiren/temizleyen uygun fiyatlı pek çok seçenek varken buna yönelmeyeceğim.




Gentle Eye Make-Up Remover (Hassas Gözler İçin Makyaj Temizleyici) 50 ML.


Bu üründen çok memnunum ancak duyduklarım kafamı karıştırıyor. Gelin, sizlere de anlatayım. Orta derecedeki göz makyajlarını, gözü hırpalamadan, tahriş etmeden çıkaran bu temizleyici, su bazlı bir ürün. Sephora'da vs. gördüğümüz o ayrışan, çift fazlı ürünler gibi yoğun değil. Yağ yerine gül suyu içeriyor ancak gül suyunun göz çevresinde kullanımının epey zararlı olduğunu duyduğumdan bu ürünle ilgili gel gitler yaşıyorum. Bu konu hakkında bilgi sahibiyseniz lütfen benimle de paylaşın.

Bunun haricinde suya dayanıklı ya da çok keskin makyajları çıkarmaya yetmiyor diyebilirim. Yine de şu gül esansı konusunu çözebilirsek bittiğinde tekrar satın alacağım bir ürün olacak kendisi.




Hydra Quench Cream Mask (Nem Maskesi) 15ML


Geldik setten çıkan son ürüne, aralarında gramaj olarak az olan nem maskesine. Diğer maskelere göre epey ince yapılı ve tamamen kuru/normal ciltler için tasarlanmış bir ürün. Yüzünüze sürdükten 10 dakika sonra yukarıdaki sarı tonik ve bir pamuk yardımıyla temizliyorsunuz ancak bu 10 dakika içerisinde diğer maskeler gibi yüzünüzde kuruyup suratınızı germiyor. Sanırım ben dayanamayıp Glam Glow'u satın alacağım çünkü zaten cildimi nemlendiren ve haftalık temizleme ihtiyacını karşılayan ürünlere sahibim. Sıra geldi siyah noktalara. :)


İşte böyle. Söylenecek her şeyi söyledim sanırım ama bir kez daha toparlayayım. Bu paraya alınabilecek en başarılı, en iş gören setlerden biri. Hala bulabiliyorken Boyner'e muhakkak uğrayın derim. Bilmek isteyenler olabilir, ben Akasya AVM Boyner'den almıştım. Herkese mutlu günler!


*Bugün ikinci bir yazı daha yayınlayacağım ve Youtube'da yapmayı düşündüğüm çekilişi çok yakında blogda yapacağım. Sevgiler <3

11 Kasım 2014 Salı

Clinique Smart Serum || Gerçekten Akıllı Mı?



Haftanın ortasından, en sevdiğim günden günaydınlar! Bugün sizlere, yaklaşık 2 aydır kullandığım Clinique Akıllı Serum'dan bahsedeceğim. Öncelikle bu seruma neden akıllı dendiğiyle başlamak isterim. 




Ürün, cildin problemli kısmı neyse, sorunlu bölgesi neresiyse onu tamir etmeyi vaat ediyor. Bu yüzden ürüne akıllı serum deniyor. 




Tüm cilt tiplerine uygun fondotenlerin gerçekten 'tüm' cilt tiplerine uyduğuna inanmadığım gibi, bu tarz 'sorun neyse çözer' serumlarından da, kremlerinden de mucizeler yaratmalarını beklemiyorum açıkçası. Clinique Smart Serum da kuru, çok kuru, hassas, karma, yağlı, akneli tüm ciltlere uygun olarak geçiyor ancak ben birkaç aydır her gün kullanan biri olarak çok kuru ve çok yağlı ciltlerin kendisiyle iyi anlaşabileceğine inanmıyorum.




Akıllı Serum, Clinique'in her ürünü gibi alerji testinden geçmiş bir ürün. Üzerinde yazılanlara bakılırsa; sabah ve akşam nemlendiriciden önce düzenli olarak uygulandığında, ciltteki renk eşitsizliklerini, kırışıklıkları ve onarım gereken her bölgeyi gözle görülür bir biçimde düzenleyen bu serum parfüm de içermiyor.




Gösterişten uzak gri şişesinin makyaj masamdaki duruşunu seviyorum. Bu arada bendeki şişenin 30 ML olduğunu da eklemeliyim. Ürünün bir de 50 ML'lik şişesi var.



Gelelim seruma ve bendeki etkisine. 1,5 pompayı yaklaşık 2 aydır sabah ve akşam temizlenmiş cildime nemlendiriciden önce uyguluyorum. Parfüm, çiçek ya da meyve kokmayan değişik kokusunu seviyorum. Zaten çok keskin kokmuyor, hassasiyet yaratmıyor. 

Ellerimle yüzüme yaydığım serumun cildime nüfuz etmesini bekliyor, daha sonra nemlendiricimi uyguluyorum. Cildimi adeta bir makyaj bazı gibi pürüzsüzleştirdiğini ve makyaj için daha net bir zemin oluşturduğunu hissediyorum. 

Cildimde leke, akne ya da eskisi gibi kuruluk şeklinde spesifik bir sorun olmadığı için ben bu seruma uygun, ideal bir denek miyim, onu da bilmiyorum ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, birkaç ay önce fazla nemlendirmeden ve yağlı ürün kullanmamdan ötürü yağ dengesi bozulan T bölgemi kontrol altına aldı. Kurumaya başlayan yanaklarımı da eski nem dengesine kavuşturdu. #buserumgalibagerçektenakıllı

Gel gelelim şöyle bir durum da var; burnumun çevresine yapışıp kalan kırmızı lekelere hiç etkisi olmadı. Ya da mimik çizgilerimde gözle görülür bir kırışıklık azalması gözlemlemedim. Dolayısıyla bu serum benim için cildimi makyaja hazırlayan, pürüzsüzleştiren ve yumuşatan, T bölgemdeki yağı kontrol altına alan bir makyaj bazından farklı bir şey yapmadı. #buserumokadardaakıllıdeğilmiş

Konu cilt bakımı ve serum olunca cilt neye açsa onu doyurmalı diye düşünüyorum. Örneğin geçen yıla kadar cildim kuruluktan çatlayan, her şeye reaksiyon gösteren bir ciltti ve ben uzun süre Rexaline'in %70 nem vaat eden serumunu kullanmıştım. (Rexaline Sephora'larda satılıyor.) Gerçekten cildimi neme doyurmuştu. 

Toparlarsak, ben bu serumu belli bir problemi (aşırı yağlanma, akne, lekeler, kuruluk vs.) olan ciltlere değil ancak benim şu anki halim gibi, çok rahatsız edici bir sorunu olmayan, 'cilt bakım rutinime bir serum da oturtayım' diyen ve cildindeki nem-yağ dengesini sağlayıp yüzünü makyaja hazırlamak isteyenlere tavsiye edebilirim. 

Peki ben bitince bir daha alır mıyım? Fiyatını görmeden önce sorsaydınız, cevabım evet olurdu çünkü yüzümde bir şeyler yaptığını, en azından yağı dengeleyip pürüzsüzleştirdiğini görebiliyorum ancak fiyatını az önce bu blog yazısının sonuna yazmak için bulduğumda cevabımı 'hayır' olarak değiştirmeye karar verdim. Cildimin şu anki halini koruyabilirsem zaten bir seruma ihtiyacım olmaz. Kurursa tekrar Rexaline'e yönelirim. Olmadı şu meşhur Estee Lauder Advanced Night Repair'i denerim. :) 

Ürünü Boyner, Sevil, Sephora, clinique.com.tr ve Clinique standı olan her yerden satın alabilirsiniz. 30 ML satış fiyatı 225 TL. Fiyatı 100 Lira olsa yine alırdım ama maalesef, 225 Lira'yı hakedecek bir serum olduğunu düşünmüyorum. Sırada beklentilerimin çok yüksek olduğu Estee Lauder Advanced Night Repair var. Sevgiler!

*Ürün Clinique Türkiye tarafından deneyimleyip yorumlamam için gönderilmiştir. Teşekkürler Clinique!






2 Kasım 2013 Cumartesi

MISSHA Near SKIN || Cilt Bakım Rutinim (Nemsiz Cilt)





Günaydın! Son 2 aydır cildimin kendine gelmesine sebep yeni rutinimi sizlerle paylaştığım videomu yükledim. Blog işine girdiğimden beri aldığım en özenli, en kişiye özel paket için Missha Türkiye'ye teşekkür ederek başlamak istiyorum. Kendileri bundan 2,5 ay önce bana ulaşıp cildimin neye ihtiyacı olduğunu sorduklarında hiç düşünmeden 'nem' dedim ve yaşımın 24 olduğunu belirttim. Kendileri çoğu diğer firma gibi, her bloggera aynı fabrika çıkışı paketi yollamaktansa cilt bakımını en az benim kadar önemsediklerini göstererek tamamen benim cildime ve yaşıma uygun bir set olan Near Skin'i gönderdiler. İyi ki de gönderdiler çünkü kuruluktan pul pul olan cildim şu an sağlıkla ışıldıyor. Rutinimi oturttuğum için gerçekten çok mutluyum ve şimdi sizleri videomla başbaşa bırakıyorum. Sormak istediğiniz soruları bu yazının altına ya da videonun altındaki yorum kutucuğuna bırakabilirsiniz. Missha Near Skin serisini set olarak ya da ayrı ayrı satın almak için buraya tıklamanız, videoyu izlemek içinse buraya tıklamanız yeterli. Herkese sevgiler!


Instagram: gorkemkarman
Twitter: urfacemycanvas8
Gmail: yourfaceismycanvas8@gmail.com

27 Aralık 2012 Perşembe

Cilt Bakımı Rutinim & 2012 Favori Ürünleri



Herkese merhabalar! Bugün çokça aldığım bir sorunun cevabını yanıtlayacağım ve aynı zamanda sevgili İnci'nin beni de mimlediği 2012'nin Favori Cilt Bakım Ürünleri yazısını da yazmış olacağım. 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki; benim için cilt bakımı bir sürü ürün kullanmak ya da sürekli yeni şeyler alıp cildimi deneme tahtasına çevirmek değil. Bence doğru cilt bakımı, derinlemesine temizlik, nemlendirme ve en önemlisi cildi tanımaktır. Gelelim neler kullandığıma.

Cildimin epeyce kuru, hassas ve çok alerjik olduğunu belirtmeliyim. Mayonez, çilek gibi çok sevdiğim şeylere alerjim olmasının dışında sıcak suya bile reaksiyon veren bir tenim var. Dolayısıyla sizin de cildiniz benzer kuruluk ve ya yapıdaysa, yukarıda gördüğünüz ürünlerin hepsini gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

1- Garnier Esas Bakım Cilt Temizleme Sütü (Yüz&Gözler)

İçinde alkol ve parfüm bulunmayan bu ürün hassas ciltler için de uygun. Ben her sabah uyandığımda, gece uyumadan ve makyajımı silmek için bu ürünü kare makyaj temizleme pamuklarına döküp cildimi temizliyorum. Göz makyajı kalıntılarını da silip süpürüyor ve cilde temizliğin yanı sıra doğal bir nem veriyor. Eskiden aynı ürünü pembe ambalajda üretiyorlardı ve ben yaklaşık 3 senedir kullanıyorum, çok memnunum.

2- Biotherm Aquasource Rich Cream For Dry Skin

Çok kuru cildime uygun bir nemlendirici bulmak için çok uğraştım ve 3 sene önce dermatoloğum bana bu kremi önerdi. O gün bugündür cildime başka hiç bir şey iyi gelmiyor. Ufacık bir miktarı bile tüm yüzümü 24 saat nemli tutuyor. Bu kremi asla değiştirmeyeceğim. Sabah uyanıp cildimi temizledikten sonra ve gece yine temizledikten sonra yüzüme uyguluyorum.

3- MAC Mineralize Charged Water Eye Cream 

Daha önce Darphin'in göz kremini kullanıyordum ancak son 1,5 aydır bu kremden vazgeçemiyorum. Yine cilt temizliği ve nemlendiriciden sonra ufacık bir miktarı yüzük parmaklarımla göz altlarıma yayıyorum. Makyajdan önce ve gece yatmadan.

4- Rare Blossom Onarıcı Bakım Yağı

Geçen yılın mucizevi ürünü. Ciltteki lekeleri, akne izlerini, yara izlerini tedavi eden bu yağın güneş görmemesi gerekiyor. Ben yanaklarımdaki lekelerden bu yağ sayesinde kurtuldum.

5- Darphin Cleansing Milk

Bu ürünü ise Pazartesi ve Perşembe günleri (kendime böyle iki gün belirledim) ıslak yüze masajla uygulayıp ılık suyla çıkartıyorum. Hassas cildimi kurutmadan derinlemesine temizliyor.


Evet, cilt bakımım ve temizliğim için yalnızca bunları kullanıyorum. Kısaca özetlersek; her sabah uyanınca ve gece yatmadan Garnier süt ile cildimi temizliyorum. Biotherm Aquasource nemlendiricimle nemlendiriyorum, göz altlarıma Mac Mineralize Charged göz kremimi sürüyorum. Haftada 2 gün de yüzümü Darphin temizleme sütüyle yıkıyorum. Leke ve ya yara, sivilce çıkarsa izlerinden kurtulmak için Rare Blossom Onarıcı Yağ'ı kullanıyorum. 

Blogumun 2. çekilişi hala aktif, buraya tıklayarak katılabilirsiniz ve ufak bir blog satışıyla sevemediğim ve kullanamadığım ürünleri satmayı düşünüyorum. Sizce yarın blogda olsun mu?

Instagram: gorkemkarman
yourfaceismycanvas8@gmail.com