16 Mart 2015 Pazartesi

Bitenler #3



Günaydın! Fotoğraflarını 10 gün önce çektiğim bu yazıyı yazana kadar farklı ürünler de bitirdim. Mesela Pro Longwear kapatıcı ve Tresor parfüm gibi. Onları da bir sonraki yazıya saklamak durumunda kaldım. :)

Lafı hiç uzatmadan boş kutulara geçmek istiyorum. İlk iki ürünüm kuru şampuan. Elidor'da 2. şişemi bitirdim ve bir daha satın almayacağım. Saça hacim veriyor ama temizlik hissi adına en ufak bir katkısı olmuyor. Bir de saç diplerimi sertleştirdiği için bir daha alınmayacak. Batiste'in orjinal olan yeşil kutusunda ise sanıyorum ki 5 ya da 6. şişemdeyim. Saçların ikinci gününü çok başarılı bir şekilde kurtarıyor. Ağırlık yapmıyor ve yağı emiyor. En sevdiğim. Kuru şampuan konusunda macera aramıyorum artık.




Yazısını şurada yazdığım Clinique Smart Serum'la devam edeyim. Bu serumun pek de akıllı olmadığını söylemiştim. Firma göndermeseydi onca para bayılıp alacağım bir ürün de değildi. Zira Clinique markasına ait ürünleri pek bir şişirme buluyorum. Alt kirpik maskarası hariç elbette. Dönelim bu 'akıllı serum'a. Her gün nemlendiricimden önce kullandım ve bitirdim. Günlük cilt bakımı rutinimde bir serumun eksikliğini hissetmeye başladım. Ne de olsa aylarca her gün bunu kullandım. Yine de satın almayacağım çünkü yağ kontrolü ve cildimi yatıştırması dışında pek bir faydasını görmedim. Bir de fiyatını hakettiğini düşünmüyorum.

MUFE HD Primer 0 no ise deneme boyu bir üründü. Sephora'da yılbaşına özel satışa çıkan MUFE setten çıkmıştı. Ben böyle bir primer kullanmadım. Fondotenimi, allığımı, bronzerımı saatlerce yüzüme yapışık tuttu. Mis kokusu ve kolay sürümünden bahsetmiyorum bile. Gel gelelim ki bu baz serisi de raflardan kaldırıldı. Yerine, MUFE'nin yeni makyaj bazı serisi geldi. Yine de bir yerlerde görürseniz HD Primer serisinden renksiz olan 0 numara baza bir şans verin derim.

Tabi ki MAC Fix +. Her bitenler yazımda bir tane oluyor sanırım. Çok seviyorum. Makyajımdaki pudramsı görünümü alıyor, ferahlatıyor. Bu da bitti, gittim büyük boyunu aldım.




Son 3 ürünümün ilki bir parfüm. Geçen yaz başında bir seyahatimde almıştım. Mis gibi çiçek kokan (bana sorsanız tüm hafif parfümler çiçek kokar, alt nota filan bilmiyorum ben) bir beyaz ten kokusu. Bitirdim ve bir daha satın almayacağım. 

Too Faced Shadow Insurance far bazını ise dibine kadar bitirdim. Tek bir damla bile çıkmaz içinden. Göz kapaklarıma ağırlık yapmadan makyajımı sabit tutmamı sağlayan bir faz bazıydı. Marka ülkemizden çekildi, ben de eski far bazıma döndüm. Daimi favorim olan Lorac Behind The Scenes'den bahsediyorum. Elimdeki son tüpü kullanıyorum, bu da ülkemizde olmadığından bitince ne yaparım bilemedim. Sanırım yine NARS alırım.

Son olarak da yine kaçıncı kutusunda olduğumu unuttuğum Bobbi Brown Corrector Bisque. Maviye çalan göz altı morluklarımı bu somon/pembe siliciyle kapatıyorum. Üzerine de her zamanki açık renk kapatıcımı sürüyorum ve güle güle morluklar. Bu ürünü kullanmasam narkotik beni yaka paça götürür. Öyle bir kurtarıcı. <3

İşte böyle. Siz son zamanlarda neler bitirdiniz? Çok mutlu bir hafta olsun! 



13 Mart 2015 Cuma

MAC Ruby Woo Ruj



Haftanın son yazısından günaydın! MAC'in en çok yazılan, çizilen, konuşulan, sürülen ruju Ruby Woo'yu bir de benim gözümden okuyun. :)

Kendisi şüphesiz MAC'in en meşhur kırmızı ruju. Beyaz tenli, esmer demeden herkese yakışıyor. Peki ben neden kendisiyle yeni tanıştım? 

Kırmızı zaten başlı başına iddialı bir renk. Bir de Ruby Woo, diğer kırmızılara göre biraz daha canlı, biraz daha neonumsu olunca bugüne kadar hep uzaktan sevdim kendisini ancak birkaç hafta önce koyu ruj aşkım depreşti ve daha fazla karşı koyamadım. Elimdeki Cherry dudak kalemiyle de çok güzel uydu. Şimdilerde garip bir özgüvenle, bakkala bile Ruby Woo'yla gidiyorum. 




Ruby Woo, mat değil, retro mat bitişli. Yani aklınızın almayacağı kadar kuru bir yapısı var. Bu yüzden dışardan bakılınca MonAmi pastel boyalara benziyor. O kadar kuru ki, anca 3. katta rengini tam veriyor. Tabi bunun çözümü var. Dudaklara ince yapılı bir dudak kremi uygulayıp, birkaç dakika sonra peçeteyle fazlasını almak ve ruju uygulamak. Böylece rujun matlığı bozulmadan sürümü kolaylaşıyor. Ben bu işlem için EOS Lip Balm ya da Nivea tarzında ince yapılı ve anlık nem veren ürünler tercih ediyorum. Sonrasında MAC Cherry dudak kalemiyle dudaklarımı çerçeveleyip, Ruby Woo'yu uyguluyorum.

Bu öyle bir renk ki, sadece fondoten ve maskara uygulanmış bir yüzü, Hollywood makyajına döndürüyor. Allığa ya da göz makyajına gerek bırakmıyor. Neden bu kadar övüldüğünü şimdi anlamakla beraber, sürümünün bu kadar zor olduğundan neden yeterince bahsedilmediğini de merak ediyorum. Gerçekten kazık gibi yahu!




Mavi alt tonlu çok canlı bir kırmızı olan bu rengi ben bile gün içinde kullanabiliyorsam, herkes rahatlıkla bir şans verebilir. Alt tonu sebebiyle dişlerimi olduğundan daha beyaz gösterdiğini de belirtmeden geçmeyeyim. Kalıcılığa gelince…

Geçenlerde Ayça ve Gözde'yle buluştuk. Yemek yedik, tatlı yedik, çay içtik, kahve içtik. Ben her zamanki gibi çok konuştum, güldüm, mimik yaptım. Altına baz ya da dudak kalemi kullanmamama rağmen, uyguladıktan tam 6 saat sonra dudaklarımda duruyordu. Sadece dış köşelerde hafif silinme vardı. Eminim altına dudak kalemi sürseydim o da olmazdı. Kısacası evet, çok kalıcı.

MAC rujların güncel fiyatının 55 Lira olmasıyla birlikte, bu ruja bu kadar para vermek istemeyenler olabilir. Bu yüzden kendisine ton ve yapı olarak en yakın gördüğüm muadilini de paylaşmak isterim. 2 numarasını şurada tanıttığım Golden Rose Velvet Matte serisinin 18 numarasına bir bakın derim. Ruby Woo'ya gerçekten benziyor ve fiyatı yalnızca 15 Lira. 

İşte böyle. Siz hala Ruby Woo'yla tanışmayanlardan mısınız? Mutlu haftasonları! <3



12 Mart 2015 Perşembe

REVLON Photoready 3D Volume Maskara



Günaydın! Bildiğiniz gibi Revlon artık Türkiye'de. Watson's isteklerimize kulak verip senelerdir beklediğimiz markayı getirdi. Lansman sonrasında biz bloggerlara da birer tanışma paketi gönderdi. Bugün sizlerle, paketten çıkan maskara hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım.




Revlon Photoready 3D Volume, ismine bakılırsa; 3 boyutlu hacim verici bir ürün. Plastik ve sık tüylere sahip. Bu plastik tüyler kirpiklerde tarak görevi görüyor. Kirpikleri tarıyor, ayırıyor ve belirginleştiriyor. 

Ürünü 5 gündür kullanıyorum. Yeterince siyah bulduğum bu maskarada akma ya da dökülme problemi yaşamadım. Alt kirpiklerimden bile akmayarak gönlümü fethetti. Yalnız içime sinmeyen tek bir özelliği var. Yanlış isimlendirildiğini düşünüyorum. Evet, vaat ettiği '3 boyutlu' kirpik görünümünü vermiyor. 3 kat da uygulasam pek hacim katmıyor. Yalnızca uzunluk ve siyahlık vererek, bir de gün boyunca akmayıp kolay temizlenerek favori günlük maskaralarım arasına girmeyi başarsa da hacim arayanların kendisiyle iyi anlaşacağını düşünmüyorum.






Görsellerde 3 kat uyguladığım maskaranın duruşu bu şekilde. Tek katta kirpiklerime pek bir etkisi olmadığı için en az 2 kat uygulamam gerekiyor. Bir de kat kat sürseniz de topaklanmıyor. Genel olarak sevdiğim bir ürün oldu. 

Revlon ürünlerini Watson's mağazalarından satın alabilirsiniz.


*Ürün, Watson's Türkiye tarafından gönderilmiştir. Teşekkürler Watson's!





10 Mart 2015 Salı

Lancome Miracle Cushion



Günaydın! Bugün sizlerle, Lancome'un son ten ürünü Miracle Cushion'la ilgili deneyimlerimi paylaşacağım. Yazıya başlamadan önce, bu markanın ten ürünleriyle hiç anlaşamadığımı belirtmeliyim. Denediğim fondotenlerinin hepsi yüzümde oksitlenip, gün içinde koyulaşıyor, içerdikleri parfüm ya da alkol sebebiyle yüzümde garip kabarcıklar çıkıyor. Bu sebepten bir daha Lancome'un fondotenlerine para vermemeye yeminliyim. Zaten bu ürünü de Boyner deneyip yorumlamam için gönderdi, göndermeselerdi yine bu markadan bir ürün almayacaktım.

Ürün elime ulaştığında ilk yaptığım şey kutusunu açıp koklamak oldu. Eğer bu da buram buram parfüm koksaydı yüzüme sürmeyecektim ancak likit ürünleriyle karşılaştırıldığında Miracle Cushion'ın belirgin bir kokusu yok diyebilirim.




Ürünün ambalajına ve özelliklerine geçmeden önce, tenimin rengine uygun ürün gönderdikleri için Boyner'e çok teşekkür etmek istiyorum. Çoğu firma gerçekten yorumlamam için değil de, stoklarında ne kaldıysa gelişi güzel gönderiyor çünkü. 

Dönüyorum pakete. Üzerinde yazdığı gibi, bendeki 1 numarası. Yine paketin üzerinde yazana göre, verdiği kapatıcılık 4 üzerinden 2. Kısmen doğru.




Bu ürün hem kompakt bir fondoten, hem de sünger içine emilmiş bir bb krem. Yoğun nemlendirme ve arttırılabilir kapatıcılık, vaat ettikleri arasında. Unutmadan, SPF (Güneş'ten Koruma Faktörü) 23 içeriyor.




Öncelikle ambalajının dışardan bakılınca çok hoş ve hafif olduğunu ancak fazlaca parmak izi tuttuğunu belirtmeliyim. 




Paketi açınca karşınıza çıkan form ise bence pek hijyenik değil. Gördüğünüz sünger aparat, içinde fondoteni barındırıyor. Sol kısımdaki pedle ürüne bastırıp, yüzünüze yaymanız gerekiyor. Ben ilk önce bir fırçayla yaymayı denedim. Fondoten yüzüme oturmadı, çizik çizik kaldı çünkü yapısı çok ama çok ıslak.

Kendi aparatıyla denediğimde ilkine nazaran daha başarılı bir sonuç elde ettim ancak fondotenin yapısını hiç sevmedim. Az önce de belirttiğim gibi, fazla ıslak bir yapısı var. Bunun yanı sıra, kapatıcılık vermesi için kat kat uygulamanız gerekiyor. Pek pratik bir ürün değil. İçinden çıkan uygulama pedi tekrar yıkanacak gibi değil ve işin kötüsü ürün, o pedden başka bir aplikatörle bir türlü uygulanamıyor. 

Altına bazla ve bazsız denedim. Hiçbir şekilde yüzümde kalıcı olmadı. Zaten uyguladığım anda duruşu içime sinmedi. Burnumu pütür pütür gösterdi, hem de ultra ıslak yapısına rağmen. Mimik çizgilerime doldu, uygulandıktan birkaç saat sonra sonra tüm yüzümde kusma yaptı. Parça parça oldu ve fondotenin yüzümden uçmayan kısmı inanılmaz parlama yaptı. Bunu, aşırı ıslak bitişli olmasına bağlıyorum. 

'Daha ne olabilir?' diyeceksiniz, onu da söyleyeyim. Benim yağlı olmayan cildimde bile sivilce yaptı. Tüm bunların hepsi, 5 günlük kullanım sonrasında bu ürünü bir daha kullanmama kararı almama yetti.




Son olarak, pudrayla sabitlense bile uygulandıktan birkaç saat sonra kıpırdamaya başlayan bir ürün olduğunu da söyleyeyim ve Lancome'dan ürün satın almama kararımı sürdüreyim. Yalnızca cildi aşırı kuru olan ve çizgilenme sorunu olmayanlar sevebilir diye düşünüyorum. Cildiniz bu saydığım özelliklere sahipse bile denemeden almayın derim.

Siz bu ürünü denediniz mi? Sevgiler!


*Ürün, Boyner tarafından gönderilmiştir. Teşekkürler!



9 Mart 2015 Pazartesi

7 Mart Youtube Buluşması + Teşekkür



Merhaba! Geçtiğimiz Cumartesi, heyecanla beklediğim buluşma gerçekleşti. Youtube'un düzenlediği organizasyon sayesinde takipçilerimle tanışma fırsatı yakaladım. Daha doğrusu yakaladık. Farklı kategorilerde video çeken vloggerlar vardı. Makyaj vloggerı olarak ise 4 kişiydik; Merve Özkaynak, Sebi Bebi, Duygu Özaslan ve ben.

Buluşmayı günler öncesinden sosyal medya hesaplarımızda duyurduk ve katılım için tek şartın sanal bir form doldurmak olduğunu belirttik. Sizler o formları doldurdunuz, biz de katılımcıların ad ve sayılarını takip edebildik. Derken o gün geldi çattı.

7 Mart Cumartesi sabahı saat 8:30'da Taksim Roxy'deydik. Mekana varan ilk vlogger bendim. Youtube ve organizasyon ekibi beni ve kuzenim Sena'yı güleryüzle karşıladı. Sena'yı Yunanistan vloglarımdan hatırlayanınız vardır. O gün de bana destek olmak ve günü vloglamak için yanımdaydı. 

Bizden hemen sonra Sebi geldi. Sonrasında Merve ve Duygu. Güzellik ekibi tamamlanınca basın tam karşımızda yerini aldı. Fotoğraf çekimleri başladı. Bu sırada mekanın kapısında uzun kuyruklar oluştu. Saat 11:30'da da Roxy'nin kapıları açıldı ve etkinlik başladı. 

Yaşadıklarımı, hissettiklerimi anlatmadan önce olumsuz bir detaya değinmek istiyorum. Bu olayın, benim tahmin ettiğimden de kalabalık ve büyük bir organizasyon olduğunu belirterek başlamalıyım. Yüzlerce, belki de binlerce kişiyi sığdıracak mekan bulmak elbette zor ancak seçimin, Taksim'de bir bar olması bence hoş olmadı. Neden mi? Bizim izleyici kitlemizin %70'i, belki de daha fazlası 18 yaş altı gençlerden oluşuyor. Eminim ki, ailesi mekandan ötürü izin vermediği için gelemeyen birçok küçük takipçimiz vardı. Evet, çok kalabalıktık ama farklı bir lokasyonda olsaydık eminim çok daha fazla katılım olurdu.




Gelelim tanışma faslına. Nasıl anlatsam, nereden başlasam? Üzerinden 2 gün geçti ama ben hala ağzımı kapatamıyorum. Öyle mutluyum ki. Zaman zaman sosyal medyadan sıkılsam, uzaklaşsam ya da ara versem de, bu buluşmadan sonra 'iyi ki o ilk videoyu çekmişim, iyi ki o ilk yazıyı yazmışım' diyorum. 

Ertesi günü sınavı olmasına rağmen o soğukta gelip kapıda saatlerce kuyruk bekleyen, birkaç saatliğine başka şehirlerden İstanbul'a gelen, bebeğini, çocuğunu, kardeşini, torununu alıp kuyruğa giren, isteyip de gelemeyen, gelmese de güzel dileklerini mesajlarla, yorumlarla aktaran, aramızdaki bilgisayar ekranını tüm pozitifliğiyle eritip yanımda olan herkese ama herkese 100.000 kez teşekkür ederim.

O kalabalıkta gözleriyle beni seçip, gülen yüzüyle koşarak sarılan, mutluluktan çenem düşünceye kadar güldüren, 'sen benim ilk göz ağrımsın' deyip gözlerimi dolduran, 'hayatımın en zorlu döneminde başladım seni izlemeye, sen bilmesen de benim arkadaşımsın' deyip devamını getirdiği cümleleriyle beni çocuk gibi ağlatan, benden bile heyecanlı olan, ah, saymakla bitmeyecek… Herkese sonsuz kez teşekkür ederim. Gerçekten.

<3








5 Mart 2015 Perşembe

Boyner - Sevil Alışverişim



Günaydın! Bugün sizlere, geçenlerde Instagram'da paylaştığım bu poşetin içini göstermek istiyorum. Uzun zamandır aklımda olan ve ihtiyacım olan ürünleri nihayet alabildim. Birkaç gün önce arkadaşım Gözde'yle (instagram: makeuphints) İstinye Park'ta çok keyifli bir gün geçirdim. Buluşma amacımız hem hasret gidermek, hem de aklımızdaki ürünleri almaktı.

Açıkçası uzun zamandır alamadığım kadar çok şey aldım. Özellikle fondoten, fırça ve parfümü ne zamandır almak istiyordum, ancak bu ay başında para bulup ayırabildim ve olanlar oldu. :)






Öncelikle Burberry Fresh Glow fondotenden başlayayım. Severek takip ettiğim vlogger Lily Pebbles bu fondoteni yere göğe sığdıramayınca ben de denemek istedim. Aylar önce (Eylül-Ekim bile olabilir.) Burberry'nin satıldığı tek yer olan İstinye Park Boyner'e gittim ve 'o seri ülkemizde yok' yanıtını alınca vazgeçtim. 

Geçenlerde Instagram'da, makyaj hesaplarında dolanırken Burtegram isimli kullanıcının bu fondoteni satın aldığını gördüm ve hemen İstinye Boyner'i aradım. 'Evet, Fresh Glow geldi.' dedi görevli. Fiyatını sorduğumda ise epey hayal kırıklığına uğradım. 220 TL dedi. Vazgeçtim ama yine de Gözde'yle ilk girdiğimiz yer Boyner oldu. Fondoteni deneyince yapısına bayıldım. Fiyatının da 220 değil, 120 olduğunu öğrenince hemen kapıp kasaya gittim. Ben kendime 11 Porcelain rengini aldım. Ne çok pembe, ne çok bej. Çeneme yaydığımda yüzüm ve boynumla birebir uyunca diğer renklere bakmadım bile.

Gelelim ilk izlenimlerime. Dün ilk kez uyguladım ve şimdilik beğendiğimi söyleyebilirim. MAC Face&Body kadar ince, ama daha hafif, daha kadifemsi. F&B kadar ıslak bitişli değil. Buna ek olarak içinde minik ışıltılar var. Ben fondotenlerde bu ışıltı olayını pek sevmiyorum. Bugün bir de güneş ışığı altında bakacağım aynaya. Beni düşündüren tek şey ışıltısı oldu. 




En sevdiğim rujum dediğim MAC Faux'nun üretimden kaldırıldığını duyunca elinden şekeri alınan çocuklara dönmüştüm. Bendeki de bitmek üzere olduğundan muadil ruj arayışına girmiştim. Neyse ki İstinye MAC'te Faux'ya yeniden kavuştum. Üstelik çalışanlar bu rujun üretimden kaldırılmadığını ve satışının devam edeceğini söyledi. Herkes başka bir şey söylüyor, bilemedim. Bu arada Faux ve diğer MAC rujlarımın detayları için buraya tıklayabilirsiniz.




Bobbi Brown Full Coverage Face Brush ise yine bir Lily Pebbles etkisi. Tam örtücülük veren bu fırça, çok sevdiğim Real Techniques Buffing Brush'ın daha dayanıklısı olarak geçiyor. Hazır benim Buffing fırçam hunharca kullanılmaktan dolayı biraz açılıp saçılınca, artık Bobbiş'e bir şans vereyim dedim. Şansıma Bobbi Brown'da indirim vardı. Fırçayı 40 Lira ucuza almış oldum. #birteselliver




Fırçayı henüz kullanmamış olsam da yüzüme sürüp sürüp duruyorum çünkü çok ama çok yumuşak. Öyle ki, bu kadar yumuşak bir fırça fondoteni nasıl yayar diye düşünmekteyim. Ucu başı da ayrı oynuyor. Kullanıp, yıkayıp detaylı yorumlarımı yine buradan paylaşacağım.




Geliyorum bu alışverişin davetsiz misafirine. Smashbox Photo Finish Primer'ın methini duymayan kalmamıştır diye düşünüyorum. Ben de yıllar önce Oil Free olan makyaj bazını denemiş, çok memnun kalmıştım ama artık o silikonlu hissi istemediğimden farklı bir seçim yapıp bu kez Light (hafif) olanını aldım.

Aslında Smashbox'tan bir ürün almayı planlamamıştım. Yazısını şurada yazdığım MUFE HD Primer #0 'ı çok sevmiş, deneme boyunu bitirmiş ve tam boyunu almak için Sephora'nın yolunu tutmuştum ancak MUFE'nin eski baz serisini kaldırıp yeni bir baz serisi çıkardığını duyunca epey şaşırdım. Yeni bazların çok başarılı olduğunu duymama rağmen acele etmek istemedim ve Sephora'dan çıktım.

Gözde, Sevil Parfümeri'de YSL standına bakarken, ben Smashbox'a yöneldim ve bazlara bakmaya başladım. Light olanını elimde denediğimde, tam boyunu almak istediğim MUFE HD Primer'ın 0 numarasına çok benzettim ve fiyatının da aynı olduğunu görünce hemen kaptım. Bu arada eve geldiğimde makyajtrendi.com 'un mesajıyla karşılaştım. Yeni MUFE Primer'lardan birini seçmemi, bana hediye edeceklerini söylediler. Bu ara pek şanslıyım. :)

Mufe HD de, Smashbox'un bu bazı da, fondotenin kalıcılığını arttırmayı vaat ediyor. İkisinin de yapısı neredeyse birebir aynı. Umarım makyajımı sabit tutma etkisi de en az MUFE kadar başarılı olur. 




Lancome Tresor'u bitenler yazılarımdan, parfümlerimi gösterdiğim vlogdan ve Instagram paylaşımlarımdan hatırlayanlar vardır belki. Tresor benim 7-8 senedir kullandığım parfümüm. Artık benimle özdeşleştiğini düşünüyorum. Öyle ki, yakınlarım 'Görkem kokusu' diyorlar buna. Arada farklı parfümler denesem de, bitirdikçe aldığım tek koku bu diyebilirim.




Geliyorum son ürüne. Dolce & Gabbana Acqua'ya. Smashbox standıyla dip dibe olan D&G standına da bakalım derken, makyaj artisti Mehtap Hanım, yeni ojeleri mutlaka denememizi söyledi. 'Ne Chanel, ne Dior, ne başka bir şey. Bu seriyi tek geçerim.' dedi. Açıkçası bir sepet ojeyi eleye eleye 4 taneye indirmiş bir insan olarak, gerçekten çok beğenmedikçe oje almamaya kararlıydım. Gözde çok tatlı bir mint yeşili alınca, hemen yanındaki bu maviyi gördüm ve vuruldum. En sevdiğim rengin en güzel tonu. Beyaz t-shirt ve kotla bu rengi düşünemiyorum. Bu akşam süreceğim hemen. :)

İşte böyle. Bir de aynı hafta içinde, kuru şampuan ve saç kremi tarzında minik alışverişlerim oldu. Birkaç hafta önce de Gratis'ten içime çok sinen bir alışveriş yapmıştım. Bu Sevil poşetiyle birlikte ihtiyacım olan ve aklımda kalan neredeyse tüm ürünlere kavuşmuş oldum. Birkaç ayda bir böyle toplu alışveriş yapmayı seviyorum.

Sizler son zamanlarda neler aldınız? Sevgiler! <3